31 Ağustos 2010 Salı

Defnecik tatilde neler yaptı?

Gecikmiş bir yazı, biliyorum ancak yazabildim. Defnecik ilk uçak yolculuğunu yapmak suretiyle babannesinin yazlığına uçtu. Uçakta onu sakinleştirmeye çalışırken, ki hiç huysuzluk yapmadı minnoşum benim, kendimi unuttum ve hiç heyecanlanmadım, Bülo'nun dediğine göre kaptan pilot zart diye kalkış yapmış. :)) Ben o sırada Defneciğimin kulaklarında rahatsızlık olmasın diye onu emziriyordum. Moor sesiyle de kendinden geçip memede uyudu minnoş. Gayet rahat bir yolculuk oldu, sadece inişte emzik verelim dedik ama o pek etkili olmadı birazcık ağladı, o kadar da olur.

Dikili çook sıcak ve nemliydi. Deniz bile hamam suyu gibiydi. Minnoşu kol altına kadar suya soktuk, sanki banyodaki gibiydi, sadece su soğuksa derin derin nefes aldı onun dışında gayet sakindi piticik. Little Swimmers'ını giydirdik birkaç kez suya soktuk onu.

Aaa bu arada pembe şapkasını 1 gece kaldığımız Kalem Adasındaki Oliviera Resort'ta unuttuk, çok üzüldüm! :(

Bademli yolunda gittiğimiz Fame Beach'ten dönerken tabelalarda görüp burası da neresiymiş acep dediğimiz Oliviera Resort'ta akşam yemeği yedik, günübirlik kalınan otelde bir gece kalmaya karar verdik ve iki gün sonrası için rezervasyon yaptırdık. Kalem Adasına motorlu bir kayıkla geçtik. Çok keyifliydi. Gerçi mesafe 450 metre kadar olduğundan kısa sürdü, ama pek güzeldi.

Böylelikle minnoş kara, demir (Yüksek Hızlı Trenle günübirlik Eskişehir gezisi) ve hava yolundan sonra deniz yoluyla da yolculuk etmiş bulunmakta! :)

Yazlıktayken daha da bir serpildi, farklı sesler çıkarmaya başladı. Bunun dışında pek bir değişiklik olmadı. Zaten yazlıkta da pek bir tatil havasında olmadık. Kalem Adası hariç.

25 Ağustos 2010 Çarşamba

4. ayı geride bırakalı çok oldu!

Blogu ihmal ettim, farkındayım. Ancak hem zaman bulamadım hem de tatil fotoğraflarını diğer bilgisayardan aktarmadan yazmayayım dedim ama tembellikten onu da ertelerim bir süre. İyisi mi tatil fotolarını sonra ekleyeyim. Minnoş Defnecik büyüdükçe huysuzlaşmaya başladı. Artık hareket edebildiğini de fark ettikçe kucakta kendini atmacalar, anakucağında göbek fırlatmacalar, yerde, yatakta yuvarlanmacalar ve geri dönememeceler bu yüzden sinirden ağlamacalar... :) E be güzel kızım madem sinirlenip ağlayacaksın niye dönmek için can hıraş uğraşırsın! Çocuk işte! Zaten çocuklar değil midir ki uykuş gelmişken, uyumak varken zır zır ağlarlar. Şeker böcükler yaa!

Minnoş Defneciğim uykusu varken meme emmeyi de reddediyor ve sinirsel hareketlere başlıyor, tabii ben de süt mü azaldı, neden emmiyor tribine başlıyorum; kısır döngü durumundayız.

5. ayımızı sürerken yüz üstü uyumayı ve kendi kendine dönmeyi de öğrendi.

Daha farklı sesler çıkarıyor, artık sessiz harfleri daha fazla kullanıyor; gülücükler, kıkırdamalar, oyundan anlamalar... Zaman geçtikçe birlikte daha keyifli ve dolu dolu vakit geçiriyoruz.

Deviti bıraktık şimdi A, C, D vitamininin tadına doyamıyor. Demiri çok keyifle almıyor ama itiraz da etmiyor, maşallah! Demir fenol çok kötü kokuyor, kakanın rengini kahverengiye döndürüyor, lekesi fena oluyor.
Doktorumuz ek gıdaya başlamamızı önerdi, hatta neler yedirebileceğimizi ilk üç haftaya göre verdi ama biz 6. aydan sonra başlayalım dedik, umarım doğru dedik! Sütüm artsın diye yaz helvası yiyorum, tahin bol süt yapsın diye. Hâlâ 58 kiloyum veya küsurlu. Spora bir iki kere gittim ama henüz bir düzene oturtamadım, Meloş'a (babannee) bırakabilirsem düzenli gideceğim, zira yumoş yumoş bir göbekle dolaşmak istemiyorum.