25 Aralık 2010 Cumartesi

Defnecik emekliyor!

Defneciğim 9. ayını sürerken yerlerde de sürüklenmesi devam ediyor. Bugün epey emekledi. İlk sözcükleri baaabaa baa baaa ve mamaamamaa! :o) Sanırım babasına ve boğazına pek düşkün olacak! :)
Çok yorgun olduğum için daha fazla yazamayacağım, kafamı toparlamam çok zor!

12 Aralık 2010 Pazar

Minnoşumun ilk karı! (gecikmeli bir yazı!)

Bu yılın ve de minnoş kızımın ilk karı fena yağdı! Uzun bir süredir kış geç gelir, yılbaşında kar yağmaz, bahar da geç gelirdi. 2 gündür yağan kar Ankara'yı pofidik kara bürüdü. Hava da epey soğuk, evde bile çok üşüyorum. Cumartesi sabahı minnoşumla karın yağışını izledik. Oy tatlı kuzum benim! Yaklaşık bir haftadır daha bi tatlı oldu! babababa hecesini diline pelesenk etti. Yaklaşık 10 gündür de dört ayak üstünde duruyor, iki dizini hop diye yavru tavşan gibi öne zıplatıyor sonra da tatlı tatlı yaylanıyor minnoş poposuyla! Oyyyyy pek tatlı oluyor öyle! Henüz emeklemeye dair bir gelişme yok, yaylanıyoruz biz! :) Fındık kızım sırt üstü yatıp ayaklarını yukarı kadar kaldırıp pat pat yere vurmaya da bayılıyor ve tavana bakıp kıkır kıkır gülüyor!
Tabii bir de sürekli beni istemeleri var ki bu hem güzel hem de çok sıkıcı ve de boğucu! Daral geliyor bazen, "off!" diyorum, bazen kızıyorum da sonra öyle tatlı tatlı bakıyor ki özür diliyorum minnoşumdan, öpüp kokluyorum onu! ooyy kuzuuum!

5 Aralık 2010 Pazar

Düz Liseler Anadolu Lisesi Olacakmış!

Ben anlamıyorum bu zihniyeti! Ne yani şimdi ad değiştirildiğinde kalite yakalanmış mı olacak? Düz liselerde kaliteli eğitim verilsin, eğitim ortamları çağdaş hâle getirilsin, dersler verimli geçsin, "yabancı dil eğitimi" -yabancı dilde eğitim değil!- hakkıyla verilsin, sınıf mevcutları belli bir sayının üzerine çıkmasın ... Elbette bunlar beklenen şeyler. Ama adı üstünde olan Anadolu liselerinin niteliği de bozulmasın. Son yıllarda sanki pek çok Anadolu lisesi kalitesinden, öğrenci ve eğitimci profilinden uzaklaşmaya başladı gibi bir izlenim var bende. Ve kesinlikle Anadolu öğretmen liseleri yeniden canlandırılmalı. Ben Hasanoğlan'da ilk göreve başladığımda Hasanoğlan Atatürk Anadolu Öğretmen Lisesinde de görevlendirilmiştim. Ve kesinlikle orada daha mutluydum. Benim çalıştığım zamanda da eski hâlinden eser yoktu ama yine de iyi bir eğitimin verildiğinden şüphem yoktu. -Arada böyle öğretmen, öğrenci ya da yönetici mi olur dediğim kişiler de yok değildi hani!-
Okulun ilk kuruluş ve parlak yıllarında öğrenciler kendi sıralarını ağaç atölyesinde kendileri yaparmış, müzik derslerinde keman eğitimi bile verilirmiş; hatta Âşık Veysel müzik dersi vermiş, ne harika! Köy enstitüleri ülkenin kalkınmasında en önemli rolü oynayan kurummuş o vakitler. Köylerde yaşayan, yetenekli ve zeki çocukların çok yönlü bir eğitimle donanarak kendileri gibi bireyler yetiştirmek üzere köylerine dönebildiği güzel, umutlu günler... Şimdi hayal gibi!
Ben orada çalışmış olmaktan dolayı son derece gururluyum. Keşke şimdi tüm okullar bu kalitede olsa...


İzlemediyseniz mutlaka izleyin! Ah, lütfen zamanınızı ayırın ve sonuna kadar izleyin.