18 Ekim 2010 Pazartesi

Haammmm!

Mini minnoşum bu sabah kahvaltısını güzelce yaptı. Yine ayvalı ıhlamurda yumuşattığım cici bebe ve birkaç kaşık da pınar beyaz. Öğlen haşlanmış havuç ve kabak, çok az da olsa başarıyla mayaladığım yoğurttan yedi. Yemekten sonra biraz yeşilliklerde dolaştık, çarşıya kadar gittik geldik; güneşli, ılık ama rüzgârlı olduğundan kısa kestik gezintimizi. Bakalım kara kış günlerinde ne yapacağız? Kar, buz, ayaz, yağmur, çamur olmazsa minnoş kızımla yeşilliklerde gezelim istiyorum. Kısacık gezintimizden sonra eve geldiğimizde fındık kızımı emzirdim ve o da hemencik uyudu. 2 saatlik uykusundan sonra kalktığında saat zaten 18.30 olmuştu. Meyveyi verememiş oldum. Akşam Defneciğimizle hep birlikte yemek yedik. Kendimize diye yaptığım sarı mercimek çorbasından bol kekikli (Doktorumuz "Bol nane ve kekik katın yemeklere." dedi.) ,tuzsuz olarak içirdik, birkaç kaşık da taze fasulye yedirdi babacığı. Bu arada taze fasulyeyi dana eti ve kemikli etle pişirdim, onun suyundan da çorbaya kattım. Çorbaya iyi ki yağ katmamışım; çünkü çok yağlı oldu; ama lezzetliydi. A bir de soğansız yapıyorum ben artık mercimek çorbasını, hiç gerek yok, çok leziz oluyor.

Nazar değmesin ilk kez tatmasına rağmen hepsini afiyetle "haammm" yaparak yedi fındık kızım. Bakalım böyle devam edecek mi?

16 Ekim 2010 Cumartesi

Cici Bebeli Kahvaltılar Bizi Bekler!

Dün mini minnoşum 6 ayını doldurarak yarı yaşını tamamladı çok şükür. Geçen hafta içinde iki gün burnu aktı, sürekli hapşırdı, gözleri kızardı, sulandı ama çok şükür atlattı. Şimdi ben biraz şifayı kaptım sanırım. Ama minnoşumdan geçtiyse bana bi şeycik olmaz onun mikrobundan! :)
Hafta içi 3-4 gün akşam uykuya yattıktan 1 saat sonra cin gibi kalkıyor, gülücükler, kıkırdamalar, çılgınca çığlıklarla bizi şaşırtıyor, sonra da gece 11 sularında uyuyor. İlk arkadaşımız Kaaniko'da da aynı zamanlarda aynı şeyler olmuş. Bülocum şakayla karışık bu iki minnoşun ruh eşi olabileceklerini söylüyor, ben de ciddiye alıyorum. :)) Çünkü daha bunun gibi birçok şeyi aynı zamanlarda aynı şekilde yaşıyorlar. Acaba AVM'lerde dolaşırken her gören garip bir şekilde "İkiz mi bunlar?" diye sorduğundan mıdır nedir minnoşlar da ikiz gibi davranıyor. :)) Komik! Banucumla biz bir anlam veremediğimiz bu ikiz muhabbeti karşısında insanların sorularına şaşırıyoruz. İki farklı bebek arabası ve iki anneyle nasıl böyle düşünebiliyorlar? E biz n'oluyoruz bu durumda?
Dün 6. ay aşılarımızı olduk, nazar değmesin aman yine ateş olmadı. Bu ithal aşılar ateş de yapmıyormuş. Rutin kontrolümüzde de her şey normal. Artık biz ne yersek mini minnoşum da onun tuzsuzundan yiyebilirmiş. Cuppiiii! Dün akşam kabak çorbasını bayıla bayıla içti, hem öncesinde emmesine ve çorbanın çok süper olmamasına rağmen nasıl beğendi hayret doğrusu!
Bu sabah da Pınar Beyaz ve yılların bebe bisküvisi Eti Cici Bebeyi ıhlamurda ezerek verdik, onlara da bayıldı. Sanırım yeme konusunda bir sıkıntımız yok, şimdilik! Umarım böyle devam eder.

8 Ekim 2010 Cuma

KIŞ DEYİNCE AKLIMA GELENLER...


cizmeli.wordpress.com (keşke benim de bilgisayar ortamında böyle çizim yeteneğim olsa!)

Kış deyince aklıma:

Soğuk,
Soğukta insanın içini ısıtan sıcacık bir içecek,
Dışarıdan eve gelince yeri doldurulamayan sıcacık bir çorba, hele de lezzetli bir tarhana, mmmmm! (Çocukken yapılış aşamasında ekşi ekşi kokusu iğrenç gelirdi.)
Kat kat giyinmek zorunda kalmak,
Buzda kayma tehlikesi,
Bülocuğumun sayesinde Kartalkaya'da kayak yapmak,
Mandalina,
Yeni Yıl ve jingılı,
Çamur,
Karanlık, iç karartıcı bir hava,
Bu havada sıcacık battaniye altında uyumak,
Üşümek ... geliyor.

Üşüdükçe minnoşa da kilotlu çorap üstü eşofman altı giydiriyorum. Ayaklarını yemeye başladığı için kısa bir çorap daha giydiriyorum ki yediği zaman ayağındaki kilotlu çorap ıslanmasın. Çünkü o ıslanırsa ayağı da üşür. Bülocum da yalvarıyor "N'olur, çocuğu kat kat giydirip de alıştırma!" diye. Kaloriferler yanana kadar ısı düşük oluyor evde, yoksa ben de çocuklarını kat kat giydirenlere kınayan gözlerle bakıyorum doğrusu. Yaz sıcaklarından hele de emzirdiğim için çok bunalmış, kışı hiç bu kadar hasretle beklememiştim, diyordum ama şimdi kış başlamadan bitsin istiyorum. Keşke mevsim hep bahar olsa, hep mayıs haziran sıcakları olsa! Ama kış da gelip bitecek, yine bahar gelecek, minnoş ilk yaşını dolduracak! Heyyooo! Cuppiii! :) Zamanın çok çabuk geçmesini işte bu yüzden de istiyorum. Biz istesek de istemesek de zaman zaten hızla akıp gidiyor, ömürden gidiyor aslında. Minnoşumun yaş gününün ardından ben de yolu yarılıyor olacağım! Aman Allahım! Neyse bu "Aman Allahım" durumlarını o zaman yazarım.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Minnoşun yeni mamaları!

Minnoş bugünlerde Donald Duck'ın sinirlendiği zaman çıkardığı sesleri çıkartıyor. Hoşuna gidiyor, bana bakıp gülüyor sonra.
Birkaç kere üzüm ezip verdim bayıldı, ama çiğnemeyi henüz öğrenemediği için kakasından olduğu gibi çıkıyor minnoşumun. uuuu! Ben de o yüzden demir ilacını verdikten sonra emilimini artırsın diye üzüm suyu veriyorum iki üç çay kaşığı. Bugün de birkaç kaşık yoğurt verdim ona da bayıldı. Dün akşam ablamla mayalamıştık, tutmuş! Çok sevindim. :)) İki hafta sonra düzenli öğünlere başlayacağım. Tabii mama sandalyesinde oturmayı sevmesi de gerekiyor! Bakalım ne yapacağız?