31 Aralık 2011 Cumartesi

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun!

Bir yılı daha geride bırakarak yeni, umut dolu bir yıla girecek olmanın heyecanı var üzerimde. Yeni yılda minik Ali'yi kucağımıza almayı bekliyorum, Defneciğimin altındaki bezi atıp "çişimiz tuvaleteee, kakamız tuvaleteeee, artık kimse yapmiiiicak altındaki bezeee" şarkısı eşliğinde tuvalete yapmasını bekliyorum, çok mutlu olacağım ve uzun soluklu olacak bir çalışma ortamı istiyorum, sevdiklerimle huzurlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum.

21 Aralık 2011 Çarşamba

BAKICI SORUNU

Bakıcımız Defne ona yaklaşmıyor, alışamayacak diye 11 gün sonra ayrıldı. Şimdi yeni bakıcılarla görüşeceğiz. Umarım güvenilir, sevgi dolu ve işini benimseyerek iyi yapacak birini bulabiliriz. Yatılı bakıcı fikri önceleri rahatsız edici geliyordu ama her ne kadar kısa sürede karar verip ayrılsa da İrina'dan biz hiç rahatsız olmamıştık. Ve evin her türlü işiyle ilgilenen birinin evde olması öyle süper bir şey ki anlatamam. Elin kolun olacak diyenler haklıymış. Eğer becerebiliyorsa jilet gibi ütülerin yapılması, hiç talimat almadan yerleri hakkıyla süpürüp silmesi, mutfak dolaplarını bile es geçmemesi, yemek sonrası mutfağı ve ocağı vs. temizlemesi, çamaşır ve bulaşık makinesini sektirmeden boşaltması falan feşmekan... Güzeldi! :)
Başlayacak olan bakıcıya öncelikle sadece evle ilgilenmesini Defne'ye ait bakımı bana bırakmasını söylemeyi düşünüyorum. Çünkü Defnecik sanırım annem artık benimle olmayacak gibi düşüncelere kapılıyor veya henüz alışamadığı birinin altını değiştirmesi, yemeğini yedirmesi ve uyutmasını kabullenemiyor. O yüzden sadece ev işleri, hava ılıman olursa parka gitme ve evde çılgınlar gibi oyun oynama gibi işleri üstlenmesi sanırım daha doğru olacak. Defne'nin coxsaky virüsün neden olduğu el, ayak ve ağız hastalığı olarak bilinen hastalığa İrina'nın ilk gününde yakalanması benden uzak olmasına neden oldu. İki gün odadan hiç çıkmadım, altını değiştirmemem gerekti vs. Bu sırada minnoş bana daha fazla düştü tabii. E bi de evde tanımadık bir insanın varlığı onu iyice gerdi. Bu nedenle yeni bakıcıya düşecek görevleri biraz daha Defne'nin bakımı dışında işler olarak belirleyeceğim.

Gönlümdeki bakıcı şöyle:

* Elbette dürüst, güvenilir olmalı.
* İşini benimsemeli.
* Ev işlerini de ihmal etmemeli.
* Defne'yle vakit geçirirken keyif alabilmeli.
* Kendi temizliğine de dikkat etmeli.
* Anaokulu öğretmenliği ya da sınıf öğretmenliği deneyimi olmalı.
* Güler yüzlü ve iyi niyetli olmalı.
* İnsanlarla iletişimi iyi olmalı.
* Öğrenmeye açık olmalı.
* Enerjik bir yapıya sahip olmalı.
* Acıma duygusuna sahip olmalı.
* Söylemeye bile gerek tabii ki sigara içmemeli. (Peki bunu neden ekledim çünkü çocuk bakıcısı sıfatıyla ortada dolaşan bazı insanlar sigara içiyor ne yazık ki!)
* Anlaşabileceğimiz ölçüde Türkçeye hakim olmalı.
* Özenli, dikkatli ve ölçülü olmalı.
* Uyanık olmalı.
* Sabırlı ve telaşssız olmalı. (Bende olmayan yani! :))

Belki çok daha önemli noktalar vardır ama ilk aklıma gelen önemliler bunlar!

20 Aralık 2011 Salı

Bebeye isim!

5. ayımızdayken herkes isim düşündünüz mü diye merakla sorup duruyor. Şimdiye kadar çok beğendiğim bir isim olmadı. Benim beğendiğimi Bülent beğenmiyor, onun beğendiğini de ben istemiyorum. 4 ay kalmışken karar vermek gerek! Benim düşündüğüm isimlerden biri Güneş, diğeri Meriç. Her ikisini de unisex diye istemiyor Bülent ama bence çok güzel isimler! Tabii aklımızdaki ilk isim Ali'ydi. Karar veremezsek sanırım Ali olacak. Önerilerinizi bekliyorum. :)

19 Aralık 2011 Pazartesi

Kuzucuğum!

Oy, ben minnoşuma mantı için sos hazırlarken o, salonda yerde uyuyuvermiş! Benim tatlı kuzucuğum!

4 Aralık 2011 Pazar

COXSAKY VİRÜS! :(

Perşembe günü nihayet İrina geldi. Defne o gün onun kucağında, omzunda, göğsünde çok rahattı, hatta onun omzunda uyudu. Akşamüstü uykusundan sonra biraz ateşi vardı. Ben diş çıkarıyor sandım. Hep İrina'nın koynundaydı. Sonra ellerini ve ayaklarını kaşımaya başladı. Ağzını gösterip duruyordu, ben köpek dişlerini çıkarırken ateş ve huzursuzluk olur ve ateşle birlikte döküntü de olur diye üzerinde durmadım. Ateş düşürücü ve kaşıntı giderici fenistil jel ve atarax şurupla rahatlatırım sandım. Perşembe gecesini hatırlamıyorum. Cuma akşamı hiç uyuyamadık. Akşam çok ağladığı için asabı bozuldu çocuğun. O yüzden babacığı gece uyanınca bizim odada oynamasına, şarkı söylemesine karışmayalım dedi. Sonra uyumaya yeltenince kaşıntılardan uyuyamadı. Bütün gece kaşındı, kaşıdık, sıkıntılı bir gece geçirdik. Gün içinde dip dibeydim onunla, nereden bileyim diş çıkarıyor sandım. Bardağımdan su içirdim, ağzından çıkardığı lokmayı yedim. Gece kendi kendine o tatlı dudaklarıyla beni 5-6 kere peş peşe öptü. :) Oy minnoşum benim! Sabah uyanınca Güzin halasına götürdük. O da hastaneden enfeksiyonda çalışan bir arkadaşına durumu açıkladı, o da hemen tanıyı koydu: Coxsaky virüs!
Şu aralar beta ile birlikte en çok vaka bu olmuş. Ellerde ve ayaklarda özellikle sivilceye benzeyen içi su dolu kabarcıklar oluşurmuş. Ağızda da yaralar oluşurmuş; bu nedenle çocukta iştahsızlık olurmuş doğal olarak. Biz de yine dişten yemiyor sanmıştık. O yüzden çocuğu diş çıkaran anne babalar çok dikkatli olsun. Eğer el, ayak ve ağızda sivilceye benzer kırmızı küçük kabartılar olursa ve çocuğunuz iştahsızsa, ateş ve huzursuzluk varsa hemen doktora götürün. Ateşten mütevellit bir döküntü olmayabilir. Zira bizimkisi öyle oldu. El, ayak ve ağız hastalığı olarak da geçiyor literatürde. Nereden bulaştığına gelince; Defne'ye hamileyken gittiğim yogadan arkadaşların çocuklarıyla geçen hafta cumartesi oyun alanındaydı; sanırım oradakilerden biri taşıyıcıydı ve ondan kaptı. Bilemiyorum. Başka bir yere gitmedik, başkalarıyla bir araya gelmedik. Siz siz olun hamileyken diğer çocuğunuzu kalabalık hele de oyun alanlarına, çocuklu yerlere götürmemeye bakın. Solunum yoluyla bulaştığı için benim onunla aynı ortamda bulunmamam, maske takmam gerekiyormuş. Aksi takdirde hamilelikte bebeğe geçip bebeğin kalbinde hasara sebep olabiliyormuş. Bu yüzden biraz endişeliyim. Burcu hanım 17 haftayı tamamladığım ve bebeğin organları geliştiği için çok korkmamam gerektiğini söyledi ama yine de rahat olamıyorum. Dün bütün gün odadan çıkmadım. Bülocum da Defne'yle uğraştı durdu, canım benim! İrina'ya gitmiyor; umarım sadece hastalıktan dolayıdır. Ben de odada iphonela çektiğim videolarını izledim izledim ağladım. Ne zor şey insanın çocuğundan ayrı kalması; burun sızlaması ne demekmiş insan öğreniyor gerçekten de! Ona sarılmayı, onu öpmeyi o kadar çok istiyorum ki... Bütün zamanımı onunla geçirdiğim için bunaldığım zamanlar çok oluyordu. Ama şimdi onu parka götüreyim, onunla resim yapalım, oynayalım, hep sarılayım hep öpeyim istiyorum. Allah kimseyi çocuğundan ayırmasın!