30 Haziran 2010 Çarşamba

kendim ettim kendim buldum!

Gecenin 03.50'sinde süt pompalanır mı? Defnecik 08.30'da yattı, ben zorla emzirmeye çalıştım ama çok az içti. geri yattı. umarım içtiği azıcık süt kan şekerinin düşmesini engeller. Şişlikten dayanamadım söylene söylene işe koyuldum. önceden yapsana şu işi! Kendim ettim kendim buldum!

29 Haziran 2010 Salı

Emziren annelere duyurulur!

Humana Still Tea annede gaz yapıyormuş! Emziren annelere süt yapsın diye günde 4 bardağa kadar içebilecekleri söylenen still tea'nin yan etkisi nahoş sonuçlar doğuruyormuş! Özellikle eski tarz önerilerle bazen bıktıran büyüklere sürekli ve ısrarla dediğim gibi süt yapan başlıca besin kaynağı su! Evet sadece su! Zaten özellikle doğumdan sonra idrar yolları enfeksiyonlarına da yakalanmamak için bol bol su tüketmek gerekiyor. Evet Still tea lezzetli bir çay, evet süt artırıcı etkisi var ama yan etkisi rahatsızlık verici olabiliyor. Emziren annelere duyurulur!

24 Haziran 2010 Perşembe

Defnecik neler yapıyor?

Defneciğim ellerini tanıyor!

Ara ara kendime hatırlatmalar yapmak iyi olacak. İnsan zamanla pek çok şeyi unutuyor. Ben ilaç, hastalık, giysi, pompalanan sütle ilgili vs. pek çok soru soruyorum çocuğu olanlara; emin olunamayan yanıtlar alıyorum. Ne zaman ilkleri yaşadığımızı da unutuyoruz çok özel olsa da. Bu hafta Defneciğim çok daha anlamlı gülüyor ve bakıyor, algıları çok daha gelişmiş seviyede. Uyku düzenine gelince pek düzenli değil henüz sanırım. Ancak az uyuyor denemez. Geceleri 2 kere emmek için mıkmıklanıyor, elini emiyor da ben öyle kalkıyorum, ağlatmadan minnoşumu hemen koşup odasına emziriyorum. Uykuları henüz düzenli değil dedim ama birkaç haftadır sabahları 5-6 sularında uyanıyor. Akşamları kâh 9.30'ta gâh 12.00'ye doğru uyuyor. Gündüzleri iyi uyuyor sayılır, sadece bazı günler farklı saatlerde az az şekerleme yaparcasına uyuyor. Bir yerlere gittiğimizde nazar değmesin fındık kızıma, çoğunlukla uyuyor. Dün kullanmak üzere sağdığım sütümü biberonla fındık kızıma vermeyi denedim ve yaşasın içebildi ilk defa biberondan hem de ne hızla, afiyetle... Sonra da yetmedi 60 ml'lik süt; anneciğinden de emdi. Ohh, yarasın benim tontişime! Lop lop et olsun, top top yağ olsun!

Aaaa nasıl unuttum yahu! Dün aşkımla evlilik yıldönümümüzü birbirimizi ilk gördüğümüz yerde Pizza House'ta kutladık. Defneciğimizle güzel bir akşam yemeği yedik. Hava epey serindi, bacacıklarım dondu ama çaktırmadım tabii. :)) 3 yılı geride bıraktık, nice yıllara aşkımla, minnoş kızımla, tüm sevdiklerimizle ...

18 Haziran 2010 Cuma

3. ayımızı sürüyoruz!

Zaman su gibi akıp geçmeye devam ediyor. Nasıl büyüteceğiz, bakabilecek miyiz, şu bir ay ne zaman geçecek, yok kırkıydı derken 2 ayını tamamladı Defneciğim. Tabii daha neler deneyimleyeceğiz. Ateşini düşürmeye çalışırken kimbilir nasıl elim ayağıma dolaşacak ama aslan kocacığımın çoğu zaman beni delirten sakinliğiyle onu da atlatacağız umarım.

Şimdilik can sıkıcı olarak sadece aşı deneyimimiz oldu. Sanırım onu da atlattık Allahıma bin şükürler olsunn!

Benim pamuk şeker kızım, çarşamba günü önce sağlık ocağında lokum gibi tatlı, yumuşacık sol kolundan verem aşısını oldu, sağ bacağından karma aşısını, sol bacağından da pnömokok aşısını oldu. Az ağladı benim akıllı uslu kızım, hemen kucağıma aldım, kokumu alınca sustu minnoşum benim. Biliyordum kendimi tutamayıp onunla ağlayacağımı ama minnoşum koynuma gelince susuverdi hemencik, ben de böğürmekten kurtuldum. Zaman geçtikçe anneliğin bu gibi durumlarda gerçekten de çok sihirli bir olgu olduğunu yaşayarak anlıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. Doktorun da dediği gibi bu aydan itibaren artık onun sadece bakımını üstlenen ebeveynleri değil de tatlı annecik ve babacığıyız. :) Babacık 1 hafta Bakü'de. Nasıl özler şimdi pamuk şeker kızını.

Çarşamba günü Kaan arkadaşıyla yeşilliklerde buluşup gezdi benim fındık kızım. Çok usluydu ikisi de taa ki arabalara yaklaşıncaya dek. Ama o ana kadar minnoşum emzik bile almadan, mızırdamadan uyudu mışıl mışıl.

Sabah gezintilerini çok seviyoruz. Sabahları 8-9 sularında yeşillikler içinde, kuş cıvıltıları eşliğinde geziyoruz minik kızımla. Açık havanın ve bebek arabasının tıngır mıngırıyla güzel güzel uyuyor sabah ve öğle uykularını. Aman nazar değmesin , maşallah!






10 Haziran 2010 Perşembe

Defneciğim de Norah Jones Hayranı!

Evet kesinlikle anne karnında dinlediği müzikleri zevkle dinliyor bebekler ve de huzurlu oluyor. Ama bunlar annenin de gerçekten severek dinlediği müzikler olmalı. Yani zoraki dinlenen müzikler, sırf ruh dünyası zenginleşsin diye dinlenen klasik müzikler değil. Ha ben klasik müzikleri severek de dinliyorum ama sanki hamileyken özellikle son haftalarda dinlememin nedeni bebişin ruh dünyasının gelişmesi içindi. Dikkati çekerim ki anne karnındaki bebeğe müzik dinletilmesi zeka gelişiminde değil ruh dünyasının gelişiminde etkili olmaktadır. Araştırmalar da bu yönde sonuçlanmış. Bugün mutfakta can hıraş işlerimi halletmeye çalışırken Defneciğime Norah Jones'dan parçalar dinlettim yaklaşık 20 dakika sakin sakin durdu. Çok hoşuma gitti. O da seviyor! Yaşasın!

3 Haziran 2010 Perşembe

Muhitimizde ilk gezintimizi alnımızın akıyla gerçekleştirdik!!

Bugün fındık kızımla muhitimizde ilk gezimizi yapmış bulunmaktayız. "Arabasıyla tek başıma becerebilir miyim; emzirmek, altını değiştirmek nasıl olacak bu işler?" derken güneş, yeşillik, çiçekler, böcü börtü arasında keyifli bir gün geçirdik. Yogadan Banu ve oğluşu Kaan'la buluştuk, Marmelat'ta oturduk, sonra da bizim site içinde yürüyüş yaptık, banklarda koca koca karıncalar fink attığı için ayaküstü (tam anlamıyla öyle oldu) bebişleri emzirdik, gazlarını çıkardık, altlarını değiştirdik. Hiç zor olmadı, çünkü tatlı fındık kızım beni hiç yormadı, üzmedi, mışıl mışıl uyudu. Kem gözlere şişşş! :)P

Bu arada bazı forumlarda kimileri emzirme önlüğünün kullanışsız olduğunu söylese de ben çok faydasını görüyorum.

Bir de açık havada yeşil battaniye kullanmak pek iyi olmadı; çünkü şapşal sinekler yeşilliğe konduklarını sandılar!



1 Haziran 2010 Salı

Defneciğim İstanbul'da!

Cumartesi sabahı 7.30 sularında yola çıktık ve minnoşum yol boyunca hep uyudu. Bizi hiç yormadı, bunaltmadı. Sadece altını değiştirirken uyanıktı o kadar. İstanbul'a gidince de cumartesi ve pazar gün ve geceleri yine uyudu. Deniz havası yaradı kızıma. Ama dönüş zamanı diye mi hissetti nedir, pazartesi günü pek uyumadı, epey gecikmeli yola çıktık ve yolda da zor uyudu. Ama benim fındık kızım pek tatlı ve de usluydu tüm gezimiz boyunca.

İstanbul'un nemli , bunaltıcı sıcağında minnoş kızımın kafası çok terledi, özellikle emerken dudaklarının üstü gözlerinin altı boncuk boncuk ter oldu. Ankara'nın havası gibisi yok valla, nemden uzak! Oh!

Bu arada Ömürcüm bizi çok güzel konuk etti, kendisine buradan da teşekkürlerimi iletiyorum. Defneciğim de hiç yabancılık çekmeden mışıl mışıl uyudu. Ayrıca ilk defa gittiğim Moda'yı da pek sevdim. Balkonlardaki rengarenk çiçekler, yemyeşil ağaçların gölgelediği cıvıl cıvıl sokaklar insana huzur veriyor. Ama yine de Ankaraaa Ankaraaa güzell Ankaraaaa!