28 Eylül 2010 Salı

Defne ve Kaan'la yine güzel bir gün!

Dün Defnecik ve Kaancık yine gezmelerdeydi. Birbirlerine ağızlarını kocaman açarak bir bakışları vardı ki görülmeye değerdi ama biz çekemedik o anı. Bir sonrakine mutlaka ama...

Kaan uslu uslu durdu, artık kolikten eser yok. :o) Defne ise 10 dakikalık bir kestirme dışında uyumadı. Neyse ki evde yatağında uyuyor. Zaten sadece yatağında uyumayı seviyor. Aman o da büyümüş de yatağını arar olmuş! Çağılcığımın deyimiyle şeker böcek!

Marmelat'ta sabah kahvemizi içtikten sonra minnoşum hamur gibi uyudu, uyumadı, şekerleme yaptı!

Marmelat'ta Türk kahvelerimizi yudumladıktan sonra arı istilası yüzünden keyfimizi noktalamak zorunda kaldık. Oradan dooooğru Gordion'a... Aslında AVM çevresinde oturanların protesto etmek istediği Gordion sanırım pek çok işimizi görüyor. Evet belediyenin AVM'si olduğu için ve o bölgeyi görüntü olarak çirkinleştirdiği için biz de hoşnut değiliz ancak keşke daha uygun bir yerde daha güzel bir AVM olsaydı da orayı değerlendirseydik. Özellikle Osi bu konuda çok hassas, Özgür abi de G-string giyerek çıplak bir halde koşarak orayı protesto etmek istiyordu, sanırım kızlarının geleceği için bunu unutmak zorunda kaldı! :)) hahahaha komik adam!
Neyse Gordion'da ben yine minnoşa çalıştım, ama sonra kendime de Zara'dan bir bluz ve bir ayakkabı almayı başardım. Çocuklu olunca insan kendini unutup hep ona bir şeyler almak istiyor. Artık Defne'ye bir şeyler alırken kendimi kaybediyorum.
Cook Shop'ta keyifle yemeklerimizi yedik, minnoş uyumadı, kucağımda durdu, yemeği de canhıraş yedim. :) Eeee annelik kolay değil!
Sonra bir posta gezdikten, ayacıklarımıza kara sular indikten sonra bir çay molası verdik gene Cook Shop'ta. O da pek keyifliydi.
Velhasıl güzel bir gün geçirdik beraber!

22 Eylül 2010 Çarşamba

Anne ve bebeklerin buluşması!

Pazartesi günü hamilelik döneminde katıldığım yogadaki arkadaşlarla ve bebekleriyle bir araya geldik. Çok keyifli bir gündü. Hepimizin karnındaki bebişler kocamaaann olmuş bir şekilde bir araya geldi. :) İlerleyen yıllarda bu birlikteliklerimiz sürer umarım. Ben sadece 2 aycık gittim ama çok güzel insanlarla tanıştım.
Fotoğraftakiler sol baştan: Efe (Berna'nın büyük oğlu), Berna ve Mert, Çiğdem ve Yiğit, Ben ve fındık kızım Defnecik, Zeynep ve Ada, Gözde ve Kaan, Banu ve Kaan, Ayça ve Ege, Gökhan ve Pınar Hocalar.

Bu arada hocalar gelmez diye düşünmüştük ama sağ olsunlar onlar da katıldılar. :)

Defne ve Ada dışında hepsi erkek bebekti. Defne'yle aynı ayda doğanlar öyle iriydi ki, ister istemez karşılaştırma yaptım. İnsan bilse de bazen kendine hakim olamıyor işte. Kız ve erkek bebeklerin farklı olabileceğini de bebekler arasında karşılaştırma yapmamak gerektiğini de bilmeme rağmen tutamadım kendimi ne yapayım!

Şimdi fark ettim, o gün ne kadar az fotoğraf çekmişiz. Ben makineyi unutmasaydım daha fazla çekerdim. Neyse bir dahaki sefere artık!

21 Eylül 2010 Salı

Ateş Böceğine Kucak Dolusu Sevgiler! :)

Aaaaa! Bu da neymiş acaba?

Aaaa yastık kitaaaapppp!
Taaaa okyanus ötesinden geldi minnoşuma! :)


Öyle mutlu oldum ki anlatamam, dün akşam çocuklar gibi sevindim!
Defnecik de pek sevdi hediyesini; hemen yemeye başladı! :)

19 Eylül 2010 Pazar

Sütüm azalıyor mu korkusu...


...peydahlandı şimdi. Gaz yapıyor diye içmekten vazgeçtiğim still tea'yi içmeye başladım yeniden , sık sık badem yiyorum. Eskiden bademleri yemez hatta kuruyemişten kalan bademleri hiç acımadan çöpe atardım. Hamilelikte bir tatlı geldi badem iyi ki de öyle olmuş. Zaman zaman su içmeyi ihmal ediyorum. Sanırım buna da dikkat etmeliyim. Gerçi süt az olsa huzursuz olur minnoş ama ne bileyim işte.
Bir de forumlara bakayım dedim tekrar neler vardı diye, uzun zamandır bakmamıştım. Çok şaşırdım. Zira kiminin bol süt yapar diye önerdiği maydanozu kimileri nane ve kekikle birlikte anarak bu yeşilliğin sütü azalttığını yazmış. Yeşillikler de süt yapar diye biliyorum. Roka mesela, pek de severim ben. Ama maydanozla ilgili bu çelişkili yorumlar hoşuma gitmedi. Ha biri de maydanozun hamilelikte düşüğe neden olabileceğini yazmış! Herkes farklı farklı konuşuyor. Hiçbir şey bilmeyen, araştırmayan yandı valla!
Ben bol su içmeyi ihmal etmeyeceğime, gaz da yapsa still tea içeceğime, cevizli yaz helvası yiyeceğime, roka, tere vs. tüketeceğime söz veriyorum! :o)

17 Eylül 2010 Cuma

Defne diyor ki: İlk Arkadaşım Kaan! :)

Bugün ilk arkadaşım Kaan'la buluştuk yine. Pek keyif alıyoruz birlikte olmaktan. Umarım mutlu, sağlıklı ve uzuun hayatımız boyunca birbirimizle çok iyi anlaşırız! Kırklarımız karıştı bizim. Biz birbirimizin doğum günlerinde dünyaya geldik! Ben onun ablası oluyorum! kikikikikiki! :o)
Bazı mimiklerimiz ve çıkardığımız sesler çok benziyormuş, annemler konuşurken duydum. Geçen günkü buluşmamızda Kaancık bana çapkın çapkın baktı galiba! :) Biz tatlı annelerimizin karnındayken ben ondan daha kilolu ve gelişmiştim ama şimdi ben ondan daha kısa ve zayıfım. O yüzden annem biraz kafaya takıyor! Ama sorun değil, önemli olan sağlıklı olmamız! Di mi ama? :)



Türk Böbrek Vakfı Tekirdağ Şubesine Yardım


Biliyorum böyle yardım edilecek nice vakıf, insan vs. var ama hepimiz duyduğumuz, bildiğimiz, gördüğümüz bir yerlere yardım eli uzatsak fena mı olur? İlgili kurumla ya da kişilerle hiçbir ilgim yok, Tekirdağlı da değilim. Sadece zaman zaman şuraya yardıma gidelim, şu kuruma bağışta bulunalım, keşke elimizden bir şey gelse gibilerinden laflar ediyoruz. Ediyoruz da bir şeyler yapmak için kılımızı bile kıpırdatmıyoruz. Birilerine yardım edebilmenin huzurunu yaşamak en güzeli olsa gerek. Ben elceğizimle yaptığım kolyeleri kermeste belki satılır da vakfa gelir elde edilir umuduyla, bir de minnoşun neredeyse bir kere giydiği, yıkanıp kenara kaldırılmış hatta hiç kullanılmamış giysilerini birilerinin ihtiyacını karşılar umuduyla göndermek istiyorum. Ben özellikle çocuklara yardım etmek istiyorum. Siz de elinizden gelebilecekleri sakınmayın olur mu?

Aşağıda yardım iletisini aynen aktarıyorum.


Türk Böbrek Vakfı Tekirdağ Şb ne Yardım

Her yıl düzenledikleri kermes,yemek ve hatta turlardan elde ettikleri gelirle diyaliz makinası
almaya çalışan bir grup güzel insanın çabalarına katkımız olsun isterseniz eğer ,
bana yazın lütfen.
Kermeslerinde satabilecekleri eşyalardan,
yemek organizasyonlarında bilet karşılığı çekilişlerinde verebilecekleri hediyeliklerden
ve
tedavisi süren hastaların kullanabileceklerinden hangisini temin edebilirseniz.
En küçük çabanız onlar için çok değerli inanın.

Yardımda bulunan dostların isimleri resmi sitelerinde yayınlanacak.
Etkinliğe katılan,katılmak isteyen,sadece düşünenler için de şimdiden teşekkürler.

(Ankaradan katılmak isteyen arkadaşlarımın gönderilerini üstlenebilirim.
Hem buluşmuş kısacıkda olsa bir zaman dilimini paylaşmış oluruz.Ne dersiniz.?)


Son gönderim tarihi: 30/EYLÜL

Adres:
Türk Böbrek Vakfı Tekirdağ Şb.
Münire Taşkıran
100.Yıl Mah.Yeni Sanayii Karşısı
Tekirdağ
Tel: 0 282 260 03 11
0 533 490 36 56
Fax:0 282 262 93 99

16 Eylül 2010 Perşembe

Dün ilk kez tek başıma küvetinde yıkadım minnoşumu!

Daha önceki tek başıma yıkama maceramı bence çok ucuz atlatmışım diye düşinüyorum. Derin küvette yıkadıktan sonra bebekle kaygan zeminden kalkmayı göze alacak kadar deliyim galiba ya da akılsız her neyse ikisi de aynı şey! Tek başıma bile kalkmakta zorlanıyorum nasıl becermişim hâlâ aklım almıyor, şaşıyorum doğrusu!

BU NEDİR?

15 Eylül 2010 Çarşamba

Emzikli hâller!

Forumlarda okuyorum kimi bebeği emzik almıyor diye dert yanıyor kimi "aman, sakın" diyor. Her kullanımdan sonra temizlersen gayet hijyenik olur; hem parmak emmesi sonra daha büyük sıkıntı yaratıyormuş. Ayrıca 18. aya kadar süren bir oral dönem varmış ki bu dönemde bebeklerin emme refleksi çok gelişmiş durumdaymış, hani bazı anneler "memede uyuyor, beni emzik olarak kullanıyor" diye şikayet eder ya işte bu durumda devreye emzik giriyor. Bu nedenle emzik, bebeği tatmin etme konusunda da gayet başarılı bir gereç. Tüm bunların yanında kaşınan dişler için de birebir. Nazar değmesin minnoş her tür marka emziği alıyor. Ama ben chicco'nun tümüyle kauçuk olan emziğini pek tutmadım, daha doğrusu Defne ağzında çok iyi tutamıyor onu, guccuk guccuk dışarı fırlıyor, minnoş da onu yakalamaya çalışıyor, ama iyi bir damak ve diş kaşıyıcı! :)

Minnoşum 5. ayını doldurdu! Cupppiii!

Defnecik bugün 6. ayına adım attı. Hani deriz ya "Ayyy, en tatlı zamanları!" diye, işte o zamanlardayız şimdi biz. 5. ayını tamamlaması şerefine bugün elma püresine başlayayım dedim, demez olaydım, elma ekşiymiş, sevmedi benim fındık kızım. Hüsran! Ah ben neden kendi iç sesimi dinleyerek kabakla başlamadım oooyyy oy! Yarın hiçbir şey olmamış gibi kabağı denemek istiyorum. umarım sever. Ben de çok elmacı değilim belki de minnoş da sevmez. Ama kabağı sevmeli!

Biraz önce ablamla konuştum da posasıyla verdiğim için garipsemiş, alamamış hep sıvıya alışkın ya oy minnoşum bilemedim beeeen! Yarın suyunu deneyeceğim.

Mama sandalyesinde oturmayı pek sevmiyor! Şimdilik ama!

İkili oyun arkadaşıyla daha uzun süre vakit geçiriyor, oyundan, eğlenceden çok zevk alıyor, ben de onu hamur gibi yoğurup deli deli sesler çıkararak seviyorum; katıla katıla gülüyor canım benim!


İŞTE BANU AVAR'IN REFERANDUM YANITI

İŞTE BANU AVAR'IN REFERANDUM YANITI

13 Eylül 2010 Pazartesi

Bloglaryarisiyor.com!

Ciciiii ciciii aslaan!

Yazmayalı çok olmuş. Minnoşum 5. ayını doldurup 6. ayına doğru hızla ilerlemekte. Nasıl mı?
Koşturmaca oynarken katıla katıla gülerek, A,C,D vitaminini bayıla bayıla içerek, yatağında bir uçtan bir uca sürünerek emekleyerek, daha fazla sessiz harf çıkararak, uyurken poposunu popiş popiş kaldırarak, her bulduğunu ağzına götürerek, tatlı tatlı bakıp da bizi çıldırtarak! :)

Minnoşum odasındaki aslan çıkartmasına "ciciii ciciii aslaaann" yapıyor! Henüz dokunmayı bilmiyorken ben elinden tutup "ciciii cici aslaan" diyerek sevdiriyordum aslanı. şimdi onu yaklaştırdığımda kendi kendine cici yapıyor minnoşum benim! Oyyyy! Tabii sadece ona değil yüzüne doğru yaklaştığımda anneciğine de "ciciiiii" yapıyor benim fındık kızım!


5 Eylül 2010 Pazar

Nehir'in mekanı cennet olsun!

İnsan ne diyeceğini bilemiyor, kuru kuru yutkunuyorum. Çok üzüldüm. Blog dünyasından öğrendim ama hikâyenin kötü sonundan başladım. Küçük, tatlı bir kız çocuğu bu dünyadan uçup gitmiş, nasıl tatlıymış, solmuş canım. İnsanın yüreği elvermiyor bunlara. Niye şuncacık yavrular uçup gidiyor? Çok üzüldüm hem de çok! Hep dua ediyorum Allah hiçbir çocuğu annesiz, babasız bırakmasın, hiçbir çocuk hastalanmasın, acı çekmesin diye! Ah, keşke dualarımız kabul olsa... ne olur kabul olsa?

4 Eylül 2010 Cumartesi

Defneciğim kitap okurken mi desem...

Yoksa yerken mi desem? :) Ne bulsa hoopp ağzına götürüyor dombik kızım benim. Şimdilik kitaptaki kahkaha sesine karşılık veriyor o kadar! :)






3 Eylül 2010 Cuma

Diş mi?

Defneciğimin ön değil ama alt çenede köpek dişleri mi çıkıyor, amanınn! Sanki iki tarafta da beyazlık görür gibi oldum. Umarım sıkıntı vermez minnoşuma!


2 Eylül 2010 Perşembe

Deneyimli Anneler Size Sesleniyorum: Elma mı, kabak mı?

Aslında 6. aydan sonra başlayacaktım ama karar değiştirdim. Erken başlarsam Defneciğin reddetme gibi bir lüksü olamayacak. Çünkü henüz pek farkında değil zira ne versek ağzına götürüyor minnoş; çok komik, çok tatlı! Ben de katı gıdalara geçmeye karar verdim ama kararsızlığımdan başlayamadım. Şimdi deneyimli annelerin görüşlerine ihtiyacım var. Bir kısım doktor, sonradan sebzeyi yemeyebilirler diye bebeklere önce meyve verilmemesi gerektiğini söylüyor. Ama çoğu kişi de önce elmayla başlamıştır herhalde. İşte merak ettiğim nokta önce elmayla başlayanların bebelerinin sonradan sebzeyle münasebetleri ne oldu?