28 Şubat 2013 Perşembe

tekrar yazmaya baslamaliyim!

Çoook uzun zaman sonra bacaklarimin arasinda ALi debelenirken yazmaya calisiyorum. Defne 1,5 ay sonra 3 yasinda, Ali 2 ay sonra 1 yasinda olacak. iKi küçük cocukla hayat daha da zorlayici oluyor bazen. Çoğu zaman gürültü patirti arasinda geçiyor gunlerimiz. Ama herkesin dediği gibi birkaç seneye kalmadan rahatlayacagiz. Defne krese gittiğinden beri çok daha iyiyiz. eğer evde olsaydi  Ali'ye rahat vermeyecekti, biz de ona yüklenecek dur sus vurma sarsma vs. diyerek harap olacaktik . hepimiz için çok dogru bir karar oldu . ilk zamanlar " ayy çok küçük vs." diyerek sinirimi bozmuştu sanki biz bilmiyoruz! Kesinlikle boyle konularda özellikle bazi büyüklere kulak asmamak gerek. Defnecik de çok mutlu , zorlu gecen ilk iki aydan sonra okulu öğretmenlerini arkadaslarini  çok seviyor. Pek cok sarki, ingilizce pek çok sözcük ogrendi , renkleri, sayilari öğrendi ve dahasini... 2,5 yas erken değil yani! Simdilik bu kadar Ali uyurken uyumak istiyorum meryem bugün yok sonra rutinlerimizi gelişmeleri yazarim ayrintili.

30 Nisan 2012 Pazartesi

Ali Bebek Bizimle!

9 aylık uzun ve bu sefer yorucu yolculuk sonucunda Ali bebeğimizi sağlıkla kucağımıza aldık çok şükür. O kadar minik ki! İnsan unutuyor her şeyi. Defne bu kadar küçük değildi gibi geliyor bana ; sen unutmuşsundur o da minicikti diyorlar. Üstelik aradan sadece iki yıl geçti. 
İlki acil sezaryen olduğu için bu da sezaryen oldu. Ama bu sefer ameliyattan sonra ilki kadar rahat olamadım. Bi kere narkozun etkisinden kolay çıkamadım. Aşırı gergin ve sese karşı fazla hassastım. Sanki karabasan çökmüş gibiydi üzerime. Ama her şeye rağmen elbette şükrediyorum bebecik de ben de çok sağlıklıyız. Sadece iki gün boyunca hastanede sürekli önceki ameliyatla bunu karşılaştırıp durdum. Neyse geçecek tüm bunlar.
Defneciğe gelince... Henüz tam algılayamadı ama beni üzen şey onun bana fazla yaklaşmıyor olması. Ben bebeği emzirirken öyle bir bakıyor ki ağlayasım geliyor. Umarım en kısa zamanda alışır ve ben de kırkımı atlattıktan sonra ona daha fazla zaman ayırabilirim. Şimdilik bu kadar yazıyorum .

29 Mart 2012 Perşembe

34 hafta 2 günlük hâller...

Bu demek oluyor ki 34. haftayı geride bırakıp 35. haftadan 2 gün almışım. Doğuma çok az kaldı. Neredeyse bir aydan az bir süre var. Defneciği zorunlu olarak sezaryenle dünyaya getirdiğimiz için iki numara da sezaryen olacak. Tarih henüz tam kesin olmasa da 26 Nisan Perşembe gibi görünüyor. İkisinin arasında 11 gün olacak. İleride doğum günü kutlamaları için işimiz var!
Şu son ay kendimi çok ağır ve çabuk yorulur hissediyorum; nefesim çok sık kesiliyor. Bebeğin hareketleri de çok sert ve de yoğun. Tabii bunun sağlık göstergesi olması şikayet etmemi engelliyor. Defne'de bu kadar çabuk yorulmaz, nefes nefese kalmazdım, daha zinde ve hafiftim. Çok şükür bir sıkıntımız yok; bunlar geçici rahatsızlıklar...

Hastane çantasını bugün hazırlamaya başladım. Bu sefer Mesa'da doğum yapacağım. Epidüralden emin değilim; 7 Nisan'daki kontrolde anestezistle görüşeceğiz, bakalım fikrim değişecek mi?

Bu arada ikinciyi düşünen herkese söylediğim şudur ki: İlk çocuk tuvalet eğitimini tamamlamadan, kendine kendine düzgünce yemek yemeyi beceremeden, ağlayarak derdini anlatma dönemini geçirmeden, tam olarak diyaloğa geçmeden ikinciyi düşünmeyin bile. Şu sinir bozucu 2 yaş sendromu denen şey benim tam hamileliğime denk geldiği için çok zorlandım ben. Sinirlerime hakim olamayıp çocuğu da etkiledim hatta karnımdaki bebeği de olumsuz etkiledim diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Sonra çok pişman oluyorum, kızıyorum kendime, sabretmeyi becerebilmek istiyorum, ama çok kolay olmuyor hamileyken.

Bakalım bebek gelince ne yapacağız?

31 Ocak 2012 Salı

Defne'den yeni inciler...

Artık kakasının geldiğini söyledikten sonra benden köşe bucak kaçıyor ve altını açtırmak istemiyor. Benim için oldukça zor bir durum bu. Ben de sakinleşene kadar yaklaşmıyorum hiç ve onu kandırıp açmaya çalışıyorum yine de zor oluyor çünkü direniyor. İki gündür de altını açmak istediğimde "ı ıh kaka minim, minim kakam" diye itiraz ediyor altının açılmasına. Güler misin ağlar mısın durumundayım.
Yarın temizlikçim Meryem bakıcı olarak başlayacak; umarım her şey çok daha rahat olur benim için. Defne onun peşinden "Maaynem, Maaynem" diyerek gidiyor; doğduğundan beri ona çok alışkın. Sağolsun Meryem de çok güler yüzlü, Defne'yi çok seviyor. Umarım hepimiz için en hayırlısı olur.
Yabancı uyruklu bakıcıların çalışma koşullarının da zorlaştırıldığını duyunca İrina'nın gitmesini hayır olarak nitelendiriyorum.
Defneciğim 21,5 aylık oldu.
Ben de 27. haftaya girdim. Muhtemel doğum tarihi 8 Mayıs ama sezaryen olacağım için Nisanın son haftasına denk gelecek sanırım.
İkinci hamileliklerde daha az heyecanlı olunduğunu duymuştum ama ben kendime pek dikkat de etmiyorum. Bir kere kötü besleniyorum. Defne'ye hamileyken hayatımın en sağlıklı dönemini geçirmiştim. Şimdi cola içiyor ve cips yiyorum. Doğru dürüst kahvaltı etmiyor, düzenli meyve tüketmiyorum. Üçüncü trimester'a girdiğim şu günlerde artık dikkat etmeliyim diye düşünüyorum. Son üç ayımda dikkat edeyim bari.

20 Ocak 2012 Cuma

Defneli Hâller...

Yaklaşık iki haftadır Defne'yi yanımızda yatırmamaya sürekli yatağında uyutmaya çalışıyoruz. Zorlu bir süreç! Umarım birkaç hafta içinde gece hiç uyanmadan uyumayı becerir.
Salı günü Kentpark'taki havuzda kaplumbağaları görünce heyecandan ağzındaki memeyi düşürmüş ya da kendi fırlatmış bilemiyorum; Bülo "Elo, baksana" dediğinde allah dedim gitti meme! Almaya yeltenince önce su çok pis olduğu için yıkasam da içime sinmeyecekti, o yüzden alma sakın dedim. Sonra aklıma bir hikaye uydurmak geldi. "Aaaa, Defneee, bebek kaplumbağaya memesini verdi, onun yokmuş memesi" şeklinde bir uydurmayla memesiz hayata başlamaya karar verdim. Akşam ve öğle uykuları sorunlu olur sandım ama çok şükür bir sıkıntı olmadı. Yaklaşık 3 gündür de memesiz takılıyoruz. Çok şükür! Yoksa ilkokula başladığında da emmeye devam ederdi! Tabii ben her gün 50 kere "Meme neeede?" sorularına aynı cevabı vermekten usandım. Bakalım bu da ne kadar sürecek?
Defneciğin hayatında büyük değişmeler var. Ara ara da tuvalete oturtuyorum ama o işin eğlencesinde. Zaten çiş deyince gidiyoruz; henüz kakada direniyoruz. Tabii çişimizi de yapmışlığımız yok!
Haydi hayırlısı!
Kötü değişiklik sürekli "çukumammaaa" diyerek çikolata istemekte diretmesi. Bazen hiç takmıyorum; ağlıyor sonra da dikkatini başka şeye veriyor.
Onunla birlikte ben de kendimi değiştirmeye çalışıyorum. Her ağladığında artık pas vermiyorum. Altını deli gibi doldurup evi kokuttuğunda benden kaçarak evin içinde azgın azgın koşturduğunda önceleri kendime hakim olamıyordum; şimdi sakinleşmesini bekliyor sonra altına bakıyorum.
Tabii her şey tuvalet eğitimi, beslenmesi, uyku düzeniyle bitmiyor; her şeyi kaydettiği bir dönemde olduğu için hem ona karşı olan tavırlarımız hem de birbirimizle ilişkimizde çok dikkatli olmamız gerekiyor. Hele de bu iki yaş sendromunu yaşadığımız sinir bozucu süreçte normalden çok daha sabırlı, dayanıklı olmak gerekiyor. Ben Defne'nin bu süreci çok uzun yaşamayacağını düşünüyorum. Tabii bu sadece onun uyumlu, söz dinleyen bir yapıya sahip olmasıyla değil bizim yaklaşımımızla da ilgili bence. Anne baba olmak gerçekten çok zorlu bir uğraş! Hepimize kolay gelsin.

31 Aralık 2011 Cumartesi

yeni yıl yeni yıl yeni yıl yeni yıl bizlere kutlu olsun!

Bir yılı daha geride bırakarak yeni, umut dolu bir yıla girecek olmanın heyecanı var üzerimde. Yeni yılda minik Ali'yi kucağımıza almayı bekliyorum, Defneciğimin altındaki bezi atıp "çişimiz tuvaleteee, kakamız tuvaleteeee, artık kimse yapmiiiicak altındaki bezeee" şarkısı eşliğinde tuvalete yapmasını bekliyorum, çok mutlu olacağım ve uzun soluklu olacak bir çalışma ortamı istiyorum, sevdiklerimle huzurlu ve sağlıklı bir yıl diliyorum.

21 Aralık 2011 Çarşamba

BAKICI SORUNU

Bakıcımız Defne ona yaklaşmıyor, alışamayacak diye 11 gün sonra ayrıldı. Şimdi yeni bakıcılarla görüşeceğiz. Umarım güvenilir, sevgi dolu ve işini benimseyerek iyi yapacak birini bulabiliriz. Yatılı bakıcı fikri önceleri rahatsız edici geliyordu ama her ne kadar kısa sürede karar verip ayrılsa da İrina'dan biz hiç rahatsız olmamıştık. Ve evin her türlü işiyle ilgilenen birinin evde olması öyle süper bir şey ki anlatamam. Elin kolun olacak diyenler haklıymış. Eğer becerebiliyorsa jilet gibi ütülerin yapılması, hiç talimat almadan yerleri hakkıyla süpürüp silmesi, mutfak dolaplarını bile es geçmemesi, yemek sonrası mutfağı ve ocağı vs. temizlemesi, çamaşır ve bulaşık makinesini sektirmeden boşaltması falan feşmekan... Güzeldi! :)
Başlayacak olan bakıcıya öncelikle sadece evle ilgilenmesini Defne'ye ait bakımı bana bırakmasını söylemeyi düşünüyorum. Çünkü Defnecik sanırım annem artık benimle olmayacak gibi düşüncelere kapılıyor veya henüz alışamadığı birinin altını değiştirmesi, yemeğini yedirmesi ve uyutmasını kabullenemiyor. O yüzden sadece ev işleri, hava ılıman olursa parka gitme ve evde çılgınlar gibi oyun oynama gibi işleri üstlenmesi sanırım daha doğru olacak. Defne'nin coxsaky virüsün neden olduğu el, ayak ve ağız hastalığı olarak bilinen hastalığa İrina'nın ilk gününde yakalanması benden uzak olmasına neden oldu. İki gün odadan hiç çıkmadım, altını değiştirmemem gerekti vs. Bu sırada minnoş bana daha fazla düştü tabii. E bi de evde tanımadık bir insanın varlığı onu iyice gerdi. Bu nedenle yeni bakıcıya düşecek görevleri biraz daha Defne'nin bakımı dışında işler olarak belirleyeceğim.

Gönlümdeki bakıcı şöyle:

* Elbette dürüst, güvenilir olmalı.
* İşini benimsemeli.
* Ev işlerini de ihmal etmemeli.
* Defne'yle vakit geçirirken keyif alabilmeli.
* Kendi temizliğine de dikkat etmeli.
* Anaokulu öğretmenliği ya da sınıf öğretmenliği deneyimi olmalı.
* Güler yüzlü ve iyi niyetli olmalı.
* İnsanlarla iletişimi iyi olmalı.
* Öğrenmeye açık olmalı.
* Enerjik bir yapıya sahip olmalı.
* Acıma duygusuna sahip olmalı.
* Söylemeye bile gerek tabii ki sigara içmemeli. (Peki bunu neden ekledim çünkü çocuk bakıcısı sıfatıyla ortada dolaşan bazı insanlar sigara içiyor ne yazık ki!)
* Anlaşabileceğimiz ölçüde Türkçeye hakim olmalı.
* Özenli, dikkatli ve ölçülü olmalı.
* Uyanık olmalı.
* Sabırlı ve telaşssız olmalı. (Bende olmayan yani! :))

Belki çok daha önemli noktalar vardır ama ilk aklıma gelen önemliler bunlar!