31 Ocak 2012 Salı

Defne'den yeni inciler...

Artık kakasının geldiğini söyledikten sonra benden köşe bucak kaçıyor ve altını açtırmak istemiyor. Benim için oldukça zor bir durum bu. Ben de sakinleşene kadar yaklaşmıyorum hiç ve onu kandırıp açmaya çalışıyorum yine de zor oluyor çünkü direniyor. İki gündür de altını açmak istediğimde "ı ıh kaka minim, minim kakam" diye itiraz ediyor altının açılmasına. Güler misin ağlar mısın durumundayım.
Yarın temizlikçim Meryem bakıcı olarak başlayacak; umarım her şey çok daha rahat olur benim için. Defne onun peşinden "Maaynem, Maaynem" diyerek gidiyor; doğduğundan beri ona çok alışkın. Sağolsun Meryem de çok güler yüzlü, Defne'yi çok seviyor. Umarım hepimiz için en hayırlısı olur.
Yabancı uyruklu bakıcıların çalışma koşullarının da zorlaştırıldığını duyunca İrina'nın gitmesini hayır olarak nitelendiriyorum.
Defneciğim 21,5 aylık oldu.
Ben de 27. haftaya girdim. Muhtemel doğum tarihi 8 Mayıs ama sezaryen olacağım için Nisanın son haftasına denk gelecek sanırım.
İkinci hamileliklerde daha az heyecanlı olunduğunu duymuştum ama ben kendime pek dikkat de etmiyorum. Bir kere kötü besleniyorum. Defne'ye hamileyken hayatımın en sağlıklı dönemini geçirmiştim. Şimdi cola içiyor ve cips yiyorum. Doğru dürüst kahvaltı etmiyor, düzenli meyve tüketmiyorum. Üçüncü trimester'a girdiğim şu günlerde artık dikkat etmeliyim diye düşünüyorum. Son üç ayımda dikkat edeyim bari.

20 Ocak 2012 Cuma

Defneli Hâller...

Yaklaşık iki haftadır Defne'yi yanımızda yatırmamaya sürekli yatağında uyutmaya çalışıyoruz. Zorlu bir süreç! Umarım birkaç hafta içinde gece hiç uyanmadan uyumayı becerir.
Salı günü Kentpark'taki havuzda kaplumbağaları görünce heyecandan ağzındaki memeyi düşürmüş ya da kendi fırlatmış bilemiyorum; Bülo "Elo, baksana" dediğinde allah dedim gitti meme! Almaya yeltenince önce su çok pis olduğu için yıkasam da içime sinmeyecekti, o yüzden alma sakın dedim. Sonra aklıma bir hikaye uydurmak geldi. "Aaaa, Defneee, bebek kaplumbağaya memesini verdi, onun yokmuş memesi" şeklinde bir uydurmayla memesiz hayata başlamaya karar verdim. Akşam ve öğle uykuları sorunlu olur sandım ama çok şükür bir sıkıntı olmadı. Yaklaşık 3 gündür de memesiz takılıyoruz. Çok şükür! Yoksa ilkokula başladığında da emmeye devam ederdi! Tabii ben her gün 50 kere "Meme neeede?" sorularına aynı cevabı vermekten usandım. Bakalım bu da ne kadar sürecek?
Defneciğin hayatında büyük değişmeler var. Ara ara da tuvalete oturtuyorum ama o işin eğlencesinde. Zaten çiş deyince gidiyoruz; henüz kakada direniyoruz. Tabii çişimizi de yapmışlığımız yok!
Haydi hayırlısı!
Kötü değişiklik sürekli "çukumammaaa" diyerek çikolata istemekte diretmesi. Bazen hiç takmıyorum; ağlıyor sonra da dikkatini başka şeye veriyor.
Onunla birlikte ben de kendimi değiştirmeye çalışıyorum. Her ağladığında artık pas vermiyorum. Altını deli gibi doldurup evi kokuttuğunda benden kaçarak evin içinde azgın azgın koşturduğunda önceleri kendime hakim olamıyordum; şimdi sakinleşmesini bekliyor sonra altına bakıyorum.
Tabii her şey tuvalet eğitimi, beslenmesi, uyku düzeniyle bitmiyor; her şeyi kaydettiği bir dönemde olduğu için hem ona karşı olan tavırlarımız hem de birbirimizle ilişkimizde çok dikkatli olmamız gerekiyor. Hele de bu iki yaş sendromunu yaşadığımız sinir bozucu süreçte normalden çok daha sabırlı, dayanıklı olmak gerekiyor. Ben Defne'nin bu süreci çok uzun yaşamayacağını düşünüyorum. Tabii bu sadece onun uyumlu, söz dinleyen bir yapıya sahip olmasıyla değil bizim yaklaşımımızla da ilgili bence. Anne baba olmak gerçekten çok zorlu bir uğraş! Hepimize kolay gelsin.