Lilypie First Birthday Şeritler

15 Nisan 2011 Cuma

DEFNECİĞİM BİR YAŞINDAAAA!

1 gün gecikmeli bir yazı!
Daha dün gibi sanki hamile olduğumu öğrenmem, Bakü'deki mide bulantılarım, ne zaman karnım belirginleşecek, sağlıklı doğacak mı, kime benziyor sorularıyla merak dolu ve heyecanlı bekleyişin ardından odaya girmemle birlikte beni hisseden ve ağlayan bebeğim 1 yaşında! Ne mutlu bize! Allah bize birlikte nice sağlıklı , mutlu yıllar bağışlar inşallah! Onun sağlığı, mutluluğu her şeyden önemli. Bi gülüşü yeter her şeye! Hep gülsün inşallah! Hastane odasına ilk girdiğimde ağlayarak "bebeğiiimm" dememle Ozi pek dalga geçip gülüyor ama beni yalnız bırakmayan Pelincim her seferinde gözleri dolu dolu dinler o anı. Duygulanmamak mümkün değil zaten bir bebeğin annesini hissedip de ona gitme isteğine.
Minnoşum 15'inde 1 yaşını tamamladı. Doğum gününü yarın kutlayacağız. Bugün de Yiğit arkadaşının doğum gününe gitti ve tatlı dudakları, şıklığı ve sevimliliğiyle hemen tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı. Oyun odasında Kaan ve Yiğit'le öyle güzel oynadı ki.
Asıl doğumgünü fotoğraflarını yarın eklerim.

2 Nisan 2011 Cumartesi

Defnecik kocamaaan oldu!

Yazmayalı ne çok zaman olmuş! Şu saçma sapan kapatma olayının da araya girmesiyle zaten yorgunluktan fırsat bulamadığım blog yazma işi sekteye uğradı.
Halbuki Defnecikle ilgili yazacak ne çok ilk vardı! Hayıflanmak boşa!
Minnoşum artık kendi kendine ayağa kalkıp sıralıyor, birkaç haftaya kalmaz yürür diyoruz. ama elinden tuttuğumuzda biraz tembellik edip oturuyor. Artık iyice cadılaştı, kızıyor, garip sesler çıkarıyor, numaradan ağlıyor ve sevimlilik yaptığını bilerek masucuktan gülüyor hatta kahkaha atıyor. Bakıcımızdan ilk ay memnun kalmasam da, olumsuz yanlarını daha çok görüp yaza devam etmemeyi düşünsem de fikirlerim değişti. Defne de çok seviyor Sema teyzesini, benim kucağımdayken bile ona gidiyor, omzuna başını koyuyor ve bize yaptığı gibi eliyle sırtına pat pat yapıyor. Sevimli ve sıcakkanlı bir çocuk olmasından dolayı çok mutluyum, umarım büyüdükçe değişmez. Şimdi onunla çok oynuyoruz, salon tamamıyla ona ait. Örtüsünü ve oyuncaklarını hiç kaldırmıyoruz. Her şeyi ona göre ayarlamaya çalışıyoruz.
bakalım son halleri nasılmış! :)
çılgın seni! heyyytt!
Çok hareketli çoook! tutabilene aşk olsun!


Ekmeğe bayılıyor!

15 Şubat 2011 Salı

Lolipuuu! Bunlar da benim kalplerim! ;o)

Sevgili arkadaşım Simin, evdeki kalpli objeleri ve hayatının biriciklerini (tabii eş ve çocuk olunca biricik olmaktan çıkıyor aslında anlamsal olarak) paylaşmış. Beni mimlememiş ama olsun ben kendi kendimi mimliyorum. :o)

Belki atladıklarım vardır ve Simin'inki kadar çok değil ama bunlar da benimkiler...

Bardak altlarımız

Buraya aktarınca niye böyle oldu ki acep?


Bu çerçeveyi bir yılbaşında sevgili Berrinciğim almıştı!

Sokak kapımızdaki kalpler

Komik Barcelona fotomuzun üzerinde tutunan kalpçik!

Minnoşumun hoşgeldin şekeri!

Mutfak önlüğümde de varmış!

Banyo paspasımız!

Veee, işte benim biricik tatlı minnoşum pijamalarıyla!

Çağıııılll hadi sıra sende! Ben seni sobeledim; sen de başkalarını sobele! ;o)

14 Şubat 2011 Pazartesi

Bir Bilen Varsa Söylesin A Dostlar!

Ey ahali! Sorarım size: Bloğumdaki photobucket denen şey de neyin nesi! Fotoğraflarım nereye taşınmış? Ya da daha önce benim sildiklerimi mi diyor? Ne diyor?

24 Ocak 2011 Pazartesi

Bakıcımız değişiyor!

Defneciğim artık tutunarak kalkabiliyor. Yatağında meraklı bakışlarla parmaklıklara asılıp bakıyor minnoş minnoş! :)) Cumartesi günü babacığı minnoşun üstünü örtmek için odasına girince ne görsün? Bizim minnoş kedicik yatağın köşesinde tatlı tatlı oturuyor! :)) Bir daha odasına fotoğraf makinesiyle gireceğiz çünkü bu hâllerini kaçırıyoruz. Ve çok çılgın, çok hareketli artık! :)) Yakalayabildiğimiz birkaç kare fotoğraf
Defneciğimin tatlı hâlleri!

Önümüzdeki hafta yeni bakıcımızla başlıyoruz. Sömestr'e denk gelmesi iyi oldu. Biz Sema Hanım'ı sevdik. Umarım o da Defneciğimizi de çok sever, onunla çok güzel ilgilenir. Sevgi dolu, anaç, duygusal biri izlenimi kazandırdı. Hayırlısı diyelim! Bakalım Defneciğim ne kadar zamanda alışacak! Bu arada kendisinin babaanne, anneanne olarak kabul edilmesini istedi. Umarım aynı sevecenlikle devam eder. Bu işler gerçekten çok zor. Tanımadığınız insanlara bebeğinizi bırakmak zorunda olmak insanın içini burksa da elden bir şey gelmiyor. Necla Hanım gayet sevecen ilgilendi, hakkını helal etmek gerek. Yarı yolda bıraktığı için canım sıkıldı ama belki de Defnecik yeni bakıcısına daha çabuk ve kolay alışacak. Kim bilir!
Defneciğim kitap okuyor.
Hem de çok dikkatli!

15 Ocak 2011 Cumartesi

DEFNECİK 9 AYINI TAMAMLADI!

Zaman ne çabuk geçiyor! İstatistikî bir taramayla biri bloğumu incelese yazılarımda en çok bu cümlenin geçtiği sonucuna ulaşır heralde! :)) Ne yapayım "Zaman çok çabuk geçiyor!" :)) Daha dün gibi geliyor hamilelik, karnımdaki pıtırtılarını ne zaman duyacağım, yüzünü görecek miyiz, acaba gününden önce mi doğacak, doğum nasıl gerçekleşecek diye heyecanla beklerken, 9 ay karnımda taşıdığım miniğim şimdi bizimle 9 ayını tamamladı. Allah ona uzun, sağlıklı ömürler versin. Onunla yaşamak öyle güzel ki. Babacığı da keşke daha önce yapsaymışız niye beklemişiz ki ne güzel ne tatlı bir şeymiş bu diyor ve daha nicelerini istiyor! :)) Bense gül koklamak istemiyorum kızımın üstüne. O hep bebeğim olsun istiyorum, başkalarının bebekleri yanında bile "Büyüdün artık sen, kocaman oldun ama o daha bebek!" demelerini kaldıramayacağım sanırım.

Minnoşum Özlem Teyzesine bayılıyor! Bakalım Duru Hanım gelince ne yapacağız! :)

8 Ocak 2011 Cumartesi

VE KARŞINIZDA DEFNE MİNNOŞUUU! HUUUUU!

İşe başlayalı yazmayı da ihmal ettim. 20 Aralıktan beri neler oldu Defneciğimin hayatında, girip de yazmadım, diye çok hayıflanıyorum aslında. Şu kısa zaman diliminde olan biteni de zar zor anımsayabiliyorum, arada kaçırdıklarım da olacak şimdi, pof!
Minnoşum artık emekliyor, komando gibi, hele de emziği görüş alanındaysa hızını kesene aşk olsun! Bilinçli diyor mu bilmiyorum ama acıktığında hep mammaaa, mammaaa diye, uykusu geldiğinde nennii nenniii diye ağlıyor benim mini minnoş kızım! Uuuuyyy! Bababababa diyor, ama henüz babaya seslenerek söylemedi. :) geeee geeee, veee veee diyor! Annniii, diyor, kucağıma atılıp boynuma sarılıyor, hatta bazen boynumu, omzumu, yanağımı kokluyor içine çeke çeke. İyice alıştı, bağlandı kerata bana!
Bakıcıdan söz etmedim ona bile fırsatım olmadı ne yazık ki! Şimdi gündemde şubattan sonra ayrılma durumu olunca çok da söz etmek gelmiyor içimden. Ona dair bir şeyler yazmak istemiyorum. Sadece içimde kalmasın diye iki laf edeyim: Bizden yana ve Defne'den yana sıkıntısı olmadığını söylüyor, sadece fizik tedavinin ardından iyileşme olmadığını dile getirip ayrılabileceğini belirtti. (yaklaşık 8,5 kilo taşıdığı için zorlandığını söylemiş kızı ona; kendisi niye daha önceden bunu düşünmedi enteresan!) Ben de yüzümden duygularımı hemen belli eden biri olduğum için çöktüm tabii, biraz mesafeli konuşmaya başladım, evde raporlu olduğum için (gripten mütevellit) o gün Defne'yi iki kere ben uyuttum ve pıt diye uyudu minnoşum (böyle de rahat, uslu bir bebek!) Neyse sonra ben üzülünce o da üzülmüş, henüz karar vermemiş falan feşmekan! Bir kere aklına düşmüş bir, ikincisi bana söylemişse bitmiştir artık!
Yarın emekli öğretmen bir bayanla tanışıp konuşacağız. Umarım hayırlı olur!
Gerçi başlıkta ne demişim nelerden söz etmişim!
Neyse araya girmişti bu mesele, bu kadar söz etmek yeter.

Aralık ve ocak ayında çoğunlukla video çekimi yapmışım; fotoğraf çok az var. O yüzden koyduklarım kasıma ayına ait olabilir. (Fotoğraf koymama kararımdan caydım sanırım! Öncekiler de güme gitti! :( Blogcu Anne sağolsun!)

Kasım ayından birkaç foto...

Tatlı kızım ve tatlı Çağıl Teyzesi

Minnoş kızım ve tatlı teyzeleri

Japon bebek!