Lilypie First Birthday Şeritler

29 Kasım 2011 Salı

17. hafta

Bugün itibariyle 17 haftalık oldu bebeğimiz. Yani 17 haftayı geride bırakıp 18. haftaya girmiş oldum. Cinsiyeti erkekmiş. Kilom 57-58 arasında. Mide bulantıları, istifrağlar, öğürmeler, bir şey yiyememeler geride kaldı çok şükür. Bu yıl birlikte hamile olduğum arkadaşlarım Arı'dan Şule, ortaokul ve liseden yakın arkadaşım Ebru Söğütlü, Ömrüncegül. Onlarınki kız.

Sinirsel olarak bazen başarısız olduğumu düşünüyorum, sabır ve dayanma konusunda da oldukça başarısızım. Zaman zaman Defne gerçekten sinirlerimi hoplatacak şeyler yapıyor; bazen de çok kızılmayacak şeylere köpürüyorum ve bebeğe de zarar vereceğim diye korkuyorum o yüzden kendimi tutmaya, bazı şeyleri önemsememeye, görmemeye çalışıyorum. Ama çok zor oluyor, normalde de sabır ve hoşgörü konusunda çok iyi olmayan ben şimdi hormonlardan mıdır bilmem daha da sıkıntılıyım.

Ama beni yorduğu kadar da çok tatlı.
Bakıııın nasıl da güzel kalem tutuyor! Tontiş seni!

Cumartesi günü de yogadan tüm bebekler bir araya geldi; uzun zaman sonra hep birlikteydik. Yine biz anneler doğru dürüst sohbet edemedik!

18 Kasım 2011 Cuma

"Kayaaa" :)))

Burada "kaya"sına "eee eeeee" yapıp uyutuyor! :))

Mini minnoş Defnecik Calliou'ya "Kaya" diyooorr! Çok şeker ama yaaa! Zaten benim kızım bir "Pepee"ci. Calliou gibi mıyık değil; Pepee gibi cengaver! :))

15 Kasım 2011 Salı

Kasım 2011 itibariyle...

Eylülden beri yazmadığım için şimdi nereden başlayayım bilemiyorum. Aklımdakileri hızlıca dökeyim bari! Son zamanlarda Defne'ye karşı biraz asabi davranıyor olmaktan dolayı çok mutlu değilim ama elimde değil çok sabırlı olamıyorum ve o da inatçı ve cadı olunca işler daha da zorlaşıyor. mide bulantılarım çok şükür 12. haftadan beri yok sadece çok kötü kokularda (yemek kokuları) öğürme oluyor; o da çok kasıyor beni. buna da şükür. karnım iyice belirginleşti. ikinci hamileliklerde karın daha çabuk belirirmiş, ben defne'ye hamileyken 5. ayda anca bu kadardı karnım, belki yoktu bile.
Bugün Defneciğim 19. ayını doldurup 20. ayına girdi. Bıcırık bir kız oldu. Ve bence 2 yaş sendromuna biraz erken girdi. Her şeyi kendisi yapmak istiyor, yemek yemek, su içmek vs. Bu çok güzel tabii ama yemek yemeyip sadece etrafı batırmasına kızıyoruz haliyle çünkü sonrasında hiçbir şey yememiş oluyor, pisliği de dert etmiyorum artık o kadar. Saldım zaten, yere dökülmüş, koltuklara sürülmüş çok takmıyorum.
İkinci hamilelikte insan gerçekten daha az heyecanlı oluyor. Umarım bebek gelince de aynı heyecansızlık olmaz! Henüz cinsiyet belli değil. Defne'de Dr. Sibel 11. haftada kız olduğunu söylemişti. Ama şimdi ya bebeğin pozisyonu uygun değil ya da Dr. Burcu, Dr. Sibel kadar uzman değil bu konuda. Bu yüzden bebeğe ad bulamadık henüz. Gerçi bana kız gibi geliyor. Pelin kızı olursa "Ece" koyacağını söyleyince hemen atladım. Bakalım! :) Erkek olursa da ta hamilelikten önce "Ali" olabilir demiştik bakalım değiştirecek miyiz fikrimizi!

15 Eylül 2011 Perşembe

6 hafta 2 günlük!

Evet yine yeniden bir bebek yolda ...
Mide bulantıları da cabası! Umarım gün geçtikçe azalır. Çünkü bir şey yemek içmek de zor geliyor. Tatlı şeyleri daha rahat yiyip içebiliyorum zaman zaman ama yine de temkinli oluyorum.
Defneciğimle de ilgilenmek bazen çok zor geliyor. Umarım en kısa zamanda güvenilir bir bakıcı bulabiliriz.
E, ne diyelim, Allah bana kolaylık versin!

4 Eylül 2011 Pazar

Yazlık dönüşü minnoş ateşlendi! :(

Eylülün 3'ünde döndük, minnoş kızım yolda hiç üzmedi bizi. Ben onu eylemek, oyalamak için epey efor sarf ettim ama yine de akıllı usluydu Defneciğim. Yazlıkta ilk iki gece yerini yadırgadığı için uzun uzun ağlama nöbetlerinden sonra yorgunluktan bitap halde uyuyakaldı. 3. günden itibaren 10-11 gibi uyudu mışıl mışıl. Gece de bir iki mızırdanma dışında uyanmadan sabah 9-9.30'a kadar uyudu. Deniz maceramız harikaydı. Sanki yıllardır denizdeymiş gibi çok hoşlandı. Belki ilk gün buz gibi sudan hoşlanmaz sandım ama ilk gün bile keyifle güle oynaya sudaydık; ben bile soğuktan yüzemedim. Maşallah benim minnoşuma! Kumda üzerinde bikinileriyle çiklet gibi duran Defneciğim kovasıyla sanki büyük çocuklar gibi güzel güzel oynadı. Dili de iyice çözüldü Defneciğimin. Arkidişlaaa diye seslendi ortalığa! :))) Karşı komşunun köpeğini pat pat sevdi, ellerini çırparak (sanırım Zeynep öyle yapınca belleğe aldı o da! :) "mİyaaa, miiyaa" diye seslendi. Oyyy minik,, tatlı bıcırığım benim! Yazlıktaki tanıdıklar her gün aksatmadan "Defne saat kaç?, kaç yaşındasın" diye sordu; minnoşum da usanmadan kolunu uzattı, işaret parmağını uzatarak bir yaptı! :))
Eve döndükten bir gün sonra sabah ateşlendi, boğazındaki beyaz parçalar, kızarıklık onu pek bi yordu. pazartesi gününden çarşamba öğleden sonraya kadar hiçbir oyuncağıyla oynamadan, hiçbir şey konuşmadan, sevgi gösterisi pat pat'ını yapmadan öylece kucağımda durdu minnoşum! Onun cıvıltısı eksik olunca ben de bitkin oldum. şimdi iyi ama göbeğinde kırmızı döküntüler fark ettim. umarım önemli bir şey değildir. :(

11 Ağustos 2011 Perşembe

DİLLİ DÜDÜK DEFNE!

Şaşırdım doğrusu, Blogcu Annenin oğlu yeni anne diyormuş, sanırım Defne'den 3 hafta büyük. Dedikleri gibi erkek bebekler geç konuşuyor, istisnalar hariç tabii.
Peki şimdi gelelim Defne'nin söylediklerine:
Defneciğim 10 aylıktan itibaren anne diyor, baba diyor, yaklaşık 12. aydan itibaren meme, dede, bebe diyor, 1 ay önce Kaan arkadaşına "Kaa" diyor, Ege'ye Ege diyor, korkunca goookuuummm, çiçek koklayınca kokkkyooo, giggiii (gitti), deeel (gel), çıkkkaaa (çıkar), attiiii, hoççakaall (inanması güç ama gerçek:), mamma, aa süte de nenne diyor ama su demiyor, ıh ıhlıyor! Hatta talimat verince "Dedeee del!" dediği bile oldu babama. oyy minik kuzum benim! Dilli düdüğüm!

9 Ağustos 2011 Salı

Defneli hâller ...

Geçen akşam yemekten sonra yoğurt keyfi yaptı minnoş kızım. Her taraf yoğurt oldu tabii. Ben de iki gün sonra sildim! :) Unutmuşum da! kikikiki!

Oy askılı elbiselerle kolları tam ısırmalık. Zaman zaman kendimi tutamıyor, dişlerimi geçiriveriyorum tatlı, bıdık kollarına; gülüyor minnoş!

Bizim minnoş Defne, kakasını yaptıktan hemen sonra "kakka" diyor. Böylece kakamızı altımızda yıllanmadan temizliyoruz. Böyle olunca acaba klozet aparatı alsam mı diyorum. Ama erkenden başlayıp da işi "bok" etmeyeyim! :)P

Haa bu arada, benim tatlı minnoşum, içinde şu anda onun için zor olan sert sessizlerin bulunduğu "hoşça kal" sözünü acayip tatlı ve de güzel söylüyor. hoççakaal!