8 Ekim 2010 Cuma

KIŞ DEYİNCE AKLIMA GELENLER...


cizmeli.wordpress.com (keşke benim de bilgisayar ortamında böyle çizim yeteneğim olsa!)

Kış deyince aklıma:

Soğuk,
Soğukta insanın içini ısıtan sıcacık bir içecek,
Dışarıdan eve gelince yeri doldurulamayan sıcacık bir çorba, hele de lezzetli bir tarhana, mmmmm! (Çocukken yapılış aşamasında ekşi ekşi kokusu iğrenç gelirdi.)
Kat kat giyinmek zorunda kalmak,
Buzda kayma tehlikesi,
Bülocuğumun sayesinde Kartalkaya'da kayak yapmak,
Mandalina,
Yeni Yıl ve jingılı,
Çamur,
Karanlık, iç karartıcı bir hava,
Bu havada sıcacık battaniye altında uyumak,
Üşümek ... geliyor.

Üşüdükçe minnoşa da kilotlu çorap üstü eşofman altı giydiriyorum. Ayaklarını yemeye başladığı için kısa bir çorap daha giydiriyorum ki yediği zaman ayağındaki kilotlu çorap ıslanmasın. Çünkü o ıslanırsa ayağı da üşür. Bülocum da yalvarıyor "N'olur, çocuğu kat kat giydirip de alıştırma!" diye. Kaloriferler yanana kadar ısı düşük oluyor evde, yoksa ben de çocuklarını kat kat giydirenlere kınayan gözlerle bakıyorum doğrusu. Yaz sıcaklarından hele de emzirdiğim için çok bunalmış, kışı hiç bu kadar hasretle beklememiştim, diyordum ama şimdi kış başlamadan bitsin istiyorum. Keşke mevsim hep bahar olsa, hep mayıs haziran sıcakları olsa! Ama kış da gelip bitecek, yine bahar gelecek, minnoş ilk yaşını dolduracak! Heyyooo! Cuppiii! :) Zamanın çok çabuk geçmesini işte bu yüzden de istiyorum. Biz istesek de istemesek de zaman zaten hızla akıp gidiyor, ömürden gidiyor aslında. Minnoşumun yaş gününün ardından ben de yolu yarılıyor olacağım! Aman Allahım! Neyse bu "Aman Allahım" durumlarını o zaman yazarım.

Hiç yorum yok: