4 Aralık 2011 Pazar

COXSAKY VİRÜS! :(

Perşembe günü nihayet İrina geldi. Defne o gün onun kucağında, omzunda, göğsünde çok rahattı, hatta onun omzunda uyudu. Akşamüstü uykusundan sonra biraz ateşi vardı. Ben diş çıkarıyor sandım. Hep İrina'nın koynundaydı. Sonra ellerini ve ayaklarını kaşımaya başladı. Ağzını gösterip duruyordu, ben köpek dişlerini çıkarırken ateş ve huzursuzluk olur ve ateşle birlikte döküntü de olur diye üzerinde durmadım. Ateş düşürücü ve kaşıntı giderici fenistil jel ve atarax şurupla rahatlatırım sandım. Perşembe gecesini hatırlamıyorum. Cuma akşamı hiç uyuyamadık. Akşam çok ağladığı için asabı bozuldu çocuğun. O yüzden babacığı gece uyanınca bizim odada oynamasına, şarkı söylemesine karışmayalım dedi. Sonra uyumaya yeltenince kaşıntılardan uyuyamadı. Bütün gece kaşındı, kaşıdık, sıkıntılı bir gece geçirdik. Gün içinde dip dibeydim onunla, nereden bileyim diş çıkarıyor sandım. Bardağımdan su içirdim, ağzından çıkardığı lokmayı yedim. Gece kendi kendine o tatlı dudaklarıyla beni 5-6 kere peş peşe öptü. :) Oy minnoşum benim! Sabah uyanınca Güzin halasına götürdük. O da hastaneden enfeksiyonda çalışan bir arkadaşına durumu açıkladı, o da hemen tanıyı koydu: Coxsaky virüs!
Şu aralar beta ile birlikte en çok vaka bu olmuş. Ellerde ve ayaklarda özellikle sivilceye benzeyen içi su dolu kabarcıklar oluşurmuş. Ağızda da yaralar oluşurmuş; bu nedenle çocukta iştahsızlık olurmuş doğal olarak. Biz de yine dişten yemiyor sanmıştık. O yüzden çocuğu diş çıkaran anne babalar çok dikkatli olsun. Eğer el, ayak ve ağızda sivilceye benzer kırmızı küçük kabartılar olursa ve çocuğunuz iştahsızsa, ateş ve huzursuzluk varsa hemen doktora götürün. Ateşten mütevellit bir döküntü olmayabilir. Zira bizimkisi öyle oldu. El, ayak ve ağız hastalığı olarak da geçiyor literatürde. Nereden bulaştığına gelince; Defne'ye hamileyken gittiğim yogadan arkadaşların çocuklarıyla geçen hafta cumartesi oyun alanındaydı; sanırım oradakilerden biri taşıyıcıydı ve ondan kaptı. Bilemiyorum. Başka bir yere gitmedik, başkalarıyla bir araya gelmedik. Siz siz olun hamileyken diğer çocuğunuzu kalabalık hele de oyun alanlarına, çocuklu yerlere götürmemeye bakın. Solunum yoluyla bulaştığı için benim onunla aynı ortamda bulunmamam, maske takmam gerekiyormuş. Aksi takdirde hamilelikte bebeğe geçip bebeğin kalbinde hasara sebep olabiliyormuş. Bu yüzden biraz endişeliyim. Burcu hanım 17 haftayı tamamladığım ve bebeğin organları geliştiği için çok korkmamam gerektiğini söyledi ama yine de rahat olamıyorum. Dün bütün gün odadan çıkmadım. Bülocum da Defne'yle uğraştı durdu, canım benim! İrina'ya gitmiyor; umarım sadece hastalıktan dolayıdır. Ben de odada iphonela çektiğim videolarını izledim izledim ağladım. Ne zor şey insanın çocuğundan ayrı kalması; burun sızlaması ne demekmiş insan öğreniyor gerçekten de! Ona sarılmayı, onu öpmeyi o kadar çok istiyorum ki... Bütün zamanımı onunla geçirdiğim için bunaldığım zamanlar çok oluyordu. Ama şimdi onu parka götüreyim, onunla resim yapalım, oynayalım, hep sarılayım hep öpeyim istiyorum. Allah kimseyi çocuğundan ayırmasın!

Hiç yorum yok: