Lilypie First Birthday Şeritler

27 Temmuz 2010 Salı

Küçük bebeklere su versek de mi ferahlatsak, su vermesek de mi nasıl ferahlatsak!

Nurturia'da gezinirken okuduğum yorumlardan birinde üyelerden birinin çocuk doktoru bir arkadaşı bu sene tıp kongrelerinde 0-6 ay arası bebeklerde böbrek taşı vakalarının arttığının, bunun da su verilmemesinden kaynaklanabileceğinin konuşulduğunu söylemiş. Bazı çocuk doktorları su önermeye başlamış.
Eee n'oldu şimdi? Eskiye döndük mü bak! Büyüklerimiz "susamıştır çocuk su ver az" dediklerinde bilmişlik yapıp "Aaa yooo, su verilmemeliymiş bebeklere, doktorlar öyle söylüyor." diyoruz. Bak işte yine ne varsa eskilerde var. Zaten biz nasıl büyüdük allasen! Sanırım annelere kulak vermek gerek. Doktorlar da yeni yeni bilgiler ortaya atıyor. Tabii her konuda değil ama bazı konularda da her söylenene inanmamak gerek diye düşünüyorum.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Defneciğim Eskişehir'de...

Ayşecik serisi gibi sürekli gezip tozuyor benim fındık kızım yahuu! Önce İstanbul sonra İzmit, şimdi de Eskişehir'i fethettik minnoşumla. YHT ile gittik geldik pazar günü Osi'lerle. Özellikle "çibörek" yemek için gittiğimiz kentte ne faytona bindik ne gondola bindik! :)P Oturduğumuz hiçbir cafe-restaurantı beğenmedik, yediklerimizden memnun kalmadık! :( Porsuk kenarında keyifle oturmadık! Yani planladığımız hiçbir şeyi yapmadık. Valla Defne yüzünden değil, minnoş kızım hiç sıkıntı çıkarmadı yine bize maşallah ama biz kendi uyuzluğumuzdan başarısız bir gezi tecrübesi yaşadık.

Bir şeyler içmek için öğlen sıcağında soluklanmak için "Odun Pazarı"nda oturduğumuz minik bir çay evinde fındık kızımla koklaştık durduk.

"Biz 'çibörek' yemeye geldik nerede yenir acep?" deyince çayevindeki bayanın önerdiği Kırım Tatar Derneğinde çibörek yemeye gittik. Hepimiz birer porsiyon istedik, herkese beşer adet çibörek gelince nasıl bitiririz derdine düştük ve tabakları bir anda görev edinmiş gibi boşalttık valla! :)))
A bu arada biz yok çibörekçi yok porsuk morsuk diye bir esnafa sorularımızı yönelttiğimizde adam açık ve net olarak "ne var ki burada, niye geldiniz!" demesin mi!

Defnecik güzellik uykusundan uyandığı ve onu beslemekte geciktiğim için bu yazıyı burada noktalıyorum.

Defnecik 3 Aylık Olduuu!

Minnoşum 3 ayını geride bıraktı çok şükür. Zaman hızla akıp giderken benim fındık kızım da günden güne fark edilir bir şekilde büyüyor, gelişiyor şükür. Artık tepkileri, gülüşleri daha bir belirgin, daha bir anlamlı. Blog dünyasındaki anneler "Kısa kısa..." başlığıyla not düşüyorlar bebekleri hakkında; e biz de geri kalmayalım diii mi ama! :)
Benim fındık kızım memeyi gördüğü anda anlıyor ve yüzünde güller açıyor, hüp diye yakalayıveriyor, arada emerken gülüyor keyif aldığını belli edercesine. En çok da altı açılınca seviniyor, hatta sevinçten yerinde duramıyor, ayaklarıyla pedal çeviriyor sanki, bıraksak kalkıp gidecek minnoşum. Ha bir de pamuk kızımın yanaklarına ve çenesine yumuşak dokunuşlarla öpücük kondurduğumda bayılıyor ve kibar kibar "agıuuu" diyor ve mest oluyor. Tabii ben ondan daha fazla mest oluyorum bu duruma.


30 Haziran 2010 Çarşamba

kendim ettim kendim buldum!

Gecenin 03.50'sinde süt pompalanır mı? Defnecik 08.30'da yattı, ben zorla emzirmeye çalıştım ama çok az içti. geri yattı. umarım içtiği azıcık süt kan şekerinin düşmesini engeller. Şişlikten dayanamadım söylene söylene işe koyuldum. önceden yapsana şu işi! Kendim ettim kendim buldum!

29 Haziran 2010 Salı

Emziren annelere duyurulur!

Humana Still Tea annede gaz yapıyormuş! Emziren annelere süt yapsın diye günde 4 bardağa kadar içebilecekleri söylenen still tea'nin yan etkisi nahoş sonuçlar doğuruyormuş! Özellikle eski tarz önerilerle bazen bıktıran büyüklere sürekli ve ısrarla dediğim gibi süt yapan başlıca besin kaynağı su! Evet sadece su! Zaten özellikle doğumdan sonra idrar yolları enfeksiyonlarına da yakalanmamak için bol bol su tüketmek gerekiyor. Evet Still tea lezzetli bir çay, evet süt artırıcı etkisi var ama yan etkisi rahatsızlık verici olabiliyor. Emziren annelere duyurulur!

24 Haziran 2010 Perşembe

Defnecik neler yapıyor?

Defneciğim ellerini tanıyor!

Ara ara kendime hatırlatmalar yapmak iyi olacak. İnsan zamanla pek çok şeyi unutuyor. Ben ilaç, hastalık, giysi, pompalanan sütle ilgili vs. pek çok soru soruyorum çocuğu olanlara; emin olunamayan yanıtlar alıyorum. Ne zaman ilkleri yaşadığımızı da unutuyoruz çok özel olsa da. Bu hafta Defneciğim çok daha anlamlı gülüyor ve bakıyor, algıları çok daha gelişmiş seviyede. Uyku düzenine gelince pek düzenli değil henüz sanırım. Ancak az uyuyor denemez. Geceleri 2 kere emmek için mıkmıklanıyor, elini emiyor da ben öyle kalkıyorum, ağlatmadan minnoşumu hemen koşup odasına emziriyorum. Uykuları henüz düzenli değil dedim ama birkaç haftadır sabahları 5-6 sularında uyanıyor. Akşamları kâh 9.30'ta gâh 12.00'ye doğru uyuyor. Gündüzleri iyi uyuyor sayılır, sadece bazı günler farklı saatlerde az az şekerleme yaparcasına uyuyor. Bir yerlere gittiğimizde nazar değmesin fındık kızıma, çoğunlukla uyuyor. Dün kullanmak üzere sağdığım sütümü biberonla fındık kızıma vermeyi denedim ve yaşasın içebildi ilk defa biberondan hem de ne hızla, afiyetle... Sonra da yetmedi 60 ml'lik süt; anneciğinden de emdi. Ohh, yarasın benim tontişime! Lop lop et olsun, top top yağ olsun!

Aaaa nasıl unuttum yahu! Dün aşkımla evlilik yıldönümümüzü birbirimizi ilk gördüğümüz yerde Pizza House'ta kutladık. Defneciğimizle güzel bir akşam yemeği yedik. Hava epey serindi, bacacıklarım dondu ama çaktırmadım tabii. :)) 3 yılı geride bıraktık, nice yıllara aşkımla, minnoş kızımla, tüm sevdiklerimizle ...

18 Haziran 2010 Cuma

3. ayımızı sürüyoruz!

Zaman su gibi akıp geçmeye devam ediyor. Nasıl büyüteceğiz, bakabilecek miyiz, şu bir ay ne zaman geçecek, yok kırkıydı derken 2 ayını tamamladı Defneciğim. Tabii daha neler deneyimleyeceğiz. Ateşini düşürmeye çalışırken kimbilir nasıl elim ayağıma dolaşacak ama aslan kocacığımın çoğu zaman beni delirten sakinliğiyle onu da atlatacağız umarım.

Şimdilik can sıkıcı olarak sadece aşı deneyimimiz oldu. Sanırım onu da atlattık Allahıma bin şükürler olsunn!

Benim pamuk şeker kızım, çarşamba günü önce sağlık ocağında lokum gibi tatlı, yumuşacık sol kolundan verem aşısını oldu, sağ bacağından karma aşısını, sol bacağından da pnömokok aşısını oldu. Az ağladı benim akıllı uslu kızım, hemen kucağıma aldım, kokumu alınca sustu minnoşum benim. Biliyordum kendimi tutamayıp onunla ağlayacağımı ama minnoşum koynuma gelince susuverdi hemencik, ben de böğürmekten kurtuldum. Zaman geçtikçe anneliğin bu gibi durumlarda gerçekten de çok sihirli bir olgu olduğunu yaşayarak anlıyorum. Bu da beni çok mutlu ediyor. Doktorun da dediği gibi bu aydan itibaren artık onun sadece bakımını üstlenen ebeveynleri değil de tatlı annecik ve babacığıyız. :) Babacık 1 hafta Bakü'de. Nasıl özler şimdi pamuk şeker kızını.

Çarşamba günü Kaan arkadaşıyla yeşilliklerde buluşup gezdi benim fındık kızım. Çok usluydu ikisi de taa ki arabalara yaklaşıncaya dek. Ama o ana kadar minnoşum emzik bile almadan, mızırdamadan uyudu mışıl mışıl.

Sabah gezintilerini çok seviyoruz. Sabahları 8-9 sularında yeşillikler içinde, kuş cıvıltıları eşliğinde geziyoruz minik kızımla. Açık havanın ve bebek arabasının tıngır mıngırıyla güzel güzel uyuyor sabah ve öğle uykularını. Aman nazar değmesin , maşallah!