Lilypie First Birthday Şeritler

29 Temmuz 2011 Cuma

Defnecik yeni evinde!



Geç oldu ama yeni evimizdeyiz! :) İki hafta oldu taşınalı. Defneciğim de hiç yadırgamadı yeni evimizi! Uykusu bile daha bir düzene girdi şükür! 15,5 aylık Defnecik çok tatlı oldu. Defnece konuşuyor, talimatları alıyor, poposunu sağa sola attırarak dans ediyor; çıngırağını bile sallayınca popoyu sallıyor! :)) Annesi gibi ufluyor o dolgun dudaklarıyla! bir ara kahvaltı yapmıyordu ama şimdi yine eski formunda: iki siyah zeytin, bir yumurta (hemen hemen tamamına yakını), tereyağlı-ballı minik ekmekler ve sabah uykusundan önce 150 ml civarında ılık süt. sanırım yeterli ama peynir yemiyor. Bazen sütlü bisküvi ezmesinin içine labne peyniri katıyorum ya da balı labneyle veriyorum. ha bu arada süzme yoğurda bayıldı! :)) Zaten kek, börek türü şeyleri çok seviyor. Geceleri bazen bir kere uyanıyor, bazen iki kere falan. saniyelik emip uyuyor. Neydi o her saat başı kalkmalar! Çok şükür düzene girdi umarım sabaha kadar uyanmadan uyuduğu günleri de görürüz.
Geçen pazar annemler geldiğinde babama pek bir yanaştı. Çok az görmesine rağmen babamın yanına gidip bacağına kafasını yasladı. Bir ara babam balkondayken "Hadi git dedeye gel de" dedik, gitti pıtır pıtır balkona ve "dedeeee gel" dedi. inanılmaz tatlı ve de bıdık benim kızım.
Gokkoo! (Defnece: Yok, bitti!)
Sonradan hatırlayayım diye neler yapıyor diye yazayım dedim ama aklıma her şey gelmiyor şimdi acele yazarken. Bebeği olanlara söylemek adına da yazıyorum hangi ayda neler yaptı diye. İnsan hemen unutuveriyormuş. Aaa unuttum emziğe fena takığız!
Osilerde közlenmiş mısırı kemirmeye çalışırken...

3 Temmuz 2011 Pazar

HAYDUT DEFNE!

Birkaç gecedir Defnecikte inanılmaz bir enerji hasıl oldu. Koltukların tepesinden inmiyor, ciddi ciddi kızıyorum, bana mısın demiyor; hatta daha da fenası sevimli sevimli gülüp yine yapacağını yapıyor hem de gözümün içine bakarak! Ne yapacağımı bilmiyorum; her şeyi anlıyor ama her şeyi. Niye koltuklara çıkma, düşersin dediğimde anlamazdan geliyor; ben de bunu anlamıyorum işte! Bu akşam olacağı oldu, sürekli üzerindeki gözüm bir anlık kaydığında sen, Allahtan alçak olan koltuktan yere düş! Çok korktuğu ağlamasından belliydi, umarım bir daha yapmaz. O fark etmedi ama üst sağ dişi kanadı biraz, ben de çok korktum umarım dişi sağlam çıkar! Minnoşa emziğini verince sakinleşti, tatlı sesler çıkardı yine, sonra da "neeennni neeenni!" diyerek emme isteğini paylaştı benimle. Ben de onu kıramadım tabii!
Şimdi söyler misiniz bana, ben nasıl "hayır"ı öğreteceğim bu mini minnoşa? Bir daha koltuklara çıkıp tepinir mi dersiniz?

Ha bir de dün Melocuğumun koca yanak kızı Duru'nun alnını karışladı Defnecik! :)) Çok seviyor bebekleri benim minnoşum ama! :))

27 Haziran 2011 Pazartesi

ŞOK HABER!


Dün akşam mutfaktayken ayaklarımı çevirerek dedim ki "Ay, ayaklarım çok ağrıyooorr!" Bunu duyan Defneciğim gelmesin mi gelip de bileklerimi okşamasın mı gelip de bileklerimi öpmesin mi! ooooyyyyy benim biricik kuzuuuummm!


2 Haziran 2011 Perşembe

Adım adım ilerliyoruz!

Defnecik tutunmadan yürüdü bugün! :o)

3 Mayıs 2011 Salı

ANNE DEMEK...

Anne bloglarında yaklaşmakta olan anneler günü vesilesiyle anne olmanın ne demek olduğu deneyimlerden yola çıkılarak kaleme alınmış. Ben de Defneciğimle birlikte geçirdiğim değişimleri şöyle bir düşündüm de tüm anneler için çok benzer şey var yahu! :)

Anne demek;

* Yenilen her lokmadan sonra alkış kıyamet koparan, şenlik havasına bürünendir.

* Sabaha kadar kırk sefer uyanarak, sabah kalkıp zombi gibi işe gitmektir.

* Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak, mısırı tanelere ayırmaktır.

* Kazara kendi için alışverişe gidip nasıl olduysa bebek kıyafeti dolu poşetlerle geri dönendir.

* Ne kadar sert olursa olsun hayır demeyi beceremeyendir.

* Uyduruk ninni besteleyendir.

* Eskisinden bin kat daha güçlü olmak demektir.

* Hayatının sonuna kadar ve sonunun da ötesinde birileri için endişelenmektir.

* 9 ay karnında taşımak değil, ömrünün sonuna kadar yüreğinde taşımaktır.

* Çanta hazırlarken önlük eksikmiş diye çocuk odasına gidip etrafa bakınan, ben buraya niye gelmiştim deyip hiçbir şey almadan odadan çıkmaktır.

* Tek önceliği bebeğe tanımaktır.

*Doğumdan sonraki ilk aylarda gecenin bir yarısı uyanıp bebeğini emzirdiğini sanmak ve bebeğim nerde diye telaşa kapılmaktır.

*Çocuğu hakkında yazdıkça mutlu olmak, blog nedir bilmezken blog tutmaktır.

*Sırf bebeği daha uzun süre uyusun diye tüm dünyayı susturmaya çalışmaktır.

*Ortalığın derli toplu ve temiz olmasına dikkat etmesine ve bebeği olduktan sonra her yerde oyuncaklar, bisküvi kırıntıları bulmasına rağmen yine de sakinliğini koruyabilmektir.

29 Nisan 2011 Cuma

Defnecik cik cik cik!

Oy, tatlı minnoşuma da bakın!

Yine o meşhur blog cümlem geliyor: Zaman su gibi akıp geçiyor yahu! Aha da nisan bitti, ayların en güzeli mayıs geldi işte! Bu baharı tam yaşayamadık henüz havalar ısınmadı, minnoşumla yürüyüşlere çıkamadık keyifle. Bir yağmur, bir serinlik ...
Defneciğim Osi ve Gülce'nin aldığı eğitici oyun masasıyla çok eğleniyor. Fisher Price'ın eğitici oyun masası şimdilik daha çok dans etmemize yarıyor. Minnoşun üst sol dişi de kendini gösterdi. Defneciğimin çok şükür huysuzluğu yok ama sanırım iştahı biraz kesildi. Gerçi abur cubur versem ona hayır demiyor ama sanki biraz reddediyor yemeyi, ben de zorlamıyorum. belki diştendir diye. Kendi kendine bir süre ayakta tutunmadan kalabiliyor ve bence o da bundan büyük keyif alıyor.
Benim tombul kuşum sanki söylenen bir şeyi onaylarmış gibi "Di mi Defnecim evet" dediğim zaman tatlı başını aşağı yukarı bir sallıyor ki oy o kafasını yiyip yutmak istiyorum!
Pazartesi gecesinden beri geceleri emzirmeye bir son verdim. Sadece gece yatmadan önce ve hafta sonları her uykusundan önce emziriyorum. Ancak geceleri ağlayarak uyandığında sadece su veriyorum, emziği de düşmüşse verip yatırıyorum. Bakalım şimdilik bir sorun yok. Zamanla alışıp uyanmadan sabaha kadar uyuyacak umarım. Çünkü sanırım geceleri her uyandığında emzirdiğim için alıştı. Emziğe nasıl güle güle diyeceğiz bilemiyorum. Bence görüntü olarak bir sakıncası yok, diş gelişimi ve damak yapısını bozmayacaksa sorun yok. Her kafadan da farklı ses çıkıyor. Valla bilemedim ne etsek!

21 Nisan 2011 Perşembe

GECİKMELİ 1 YAŞ YAZISI!

Çok gecikmeli bir yazı oldu bu! 15 Nisan 2011'de 1 yaşını dolduran mini minnoşum Defneciğim kocamaaaan oldu yahu! 17 Nisan Pazar günü Minasera'da çoook kalabalık (yaklaşık 65 kişi kadar davetlimiz vardı; hepsine geldikleri için teşekkür ederiz; ayaklarına sağlık) bir doğum günü kutlaması yaptık. Biz pek yorulmadık aslında ama sanırım ilk yaş kutlaması olması ve çok kalabalık olmamız nedeniyle Bülocuğumla ben ne olduğunu da tam anlayamadık. Çok güzel, keyifli geçti. Minnoş da hiç sorun çıkarmadı, huysuzluk yapmadı. Pastadan önce kimseye pek gitmedi, anneciği ve babacığının kucağından inmek istemedi. Pastamız geldi ve minnoş heyecanla ilk pastasının tadına tontiş elleriyle bizzat baktı! Sevinçten dört köşe olmuş bir vaziyette etrafındakilere gülücükler dağıtarak, ayakkabısına varana kadar çikolataya bulanarak pastasından bir güzel yedi.
İlk arkadaşımız Kaancık da bizimleydi!
Benim canımın içi biricik tatlı kızım 1 yaşını doldurdu alkışlarla, kahkahalarla ... Bizi de hiç yormadan güzel bir yıl geçirdi. ALLAH BİRLİKTE NİCE MUTLU, SAĞLIKLI YILLAR NASİP EDER UMARIM BİZLERE!
Ağzı çikolata olmuş kuzumun! Oy!
1 yaşının ardından "Defnecik neler yapıyor"a gelince bir iki adım tutunmadan ilerliyor ama popo üstü oturuveriyor. Eline verdiğim salatalık, elma, bisküvi, sigara böreğini burnunu kırıştırarak sevimli sevimli gülerek alıyor ve iki minik dişçiğiyle hapur hupur yutuyor. Annesi gibi abur cuburu pek seviyor pek!
Emziği hâlâ bırakamadık, gerçi bunun için de henüz bir girişimimiz olmadı. Sanırım en kısa zamanda bıraktırmamız gerekecek.
Gece emmelerine de birkaç ay sonra bir son vermemiz gerekiyormuş. Bakalım nasıl uyutacağız.
Eğitici oyun masasında çok güzel oynuyor, müziklere hemen tepki veriyor ve harika dans ediyor benim tatlı fındık kızım.