Lilypie First Birthday Şeritler

2 Nisan 2010 Cuma

Andersen'den Masallar...

Doğumunun 205. yılında Hans Christian Andersen'e tüm çocuklar adına selam olsun! Onun masallarıyla büyüdük hepimiz. Belki de bizim dünyamız eskiden onun sayesinde mi daha saf, masum ve hassastı? Kimbilir! Şimdi de çocuklarına okutan büyükler vardır tabii de çocukların yaklaşımı muallak. Yeğenime benim için çok değerli olan "Küçük Prens"i almıştım bayıla bayıla okur diye yok beğenmedi sıkılmış! Gerçekten de çok şey kaçırdığını düşünüyorum.

Belki ben çok kitap okuyan bir çocuk değildim ama kızıma kitap okuma alışkanlığını daha doğrusu zevkini kazandırmayı çok istiyorum. Mustafa dedesi gibi o da çok okusun, kitaplığındaki kitapları numaralandırarak korusun istiyorum. :)


ÜÇ ZIPZIPIN ÖYKÜSÜ

Çekirge, pire ve uçan kaz bir gün saraya davet edilmişler. Kral üçünün arasında bir yarış düzenleyecek ve en yükseğe sıçrayana büyük bir ödül verecekmiş. Sonunda ödülü açıklamış. Yarışı kazanana kızımı vereceğim, demiş. Yarışmaya önce pire, çekirge sonra da uçan kaz tek tek zıplayarak yarışmışlar. Bunların her biri kendini diğerlerinden üstün görüyormuş. İlk yarışan pire çok yüksek zıplayınca görünmemiş ve onu almamış olarak kabul etmişler. Çekirge de pirenin yarısı kadar zıplamış ancak kralın üstüne konduğu için kral ona çok kızmış. Sıra uçan kaza gelmiş, kaz nazikçe prensesin yanına kadar sıçramış; kral bu nazikçe sıçrayışı görünce kararını açıklamış. “En yükseğe sıçrayan kızıma doğru sıçrayandır.” demiş ve prensesi uçan kaza layık görmüş. Olayı duyan pire ile çekirge yaptıkları hatayı anlayıp çok üzülmüşler.

30 Mart 2010 Salı

Şebnem Ferah'tan "Yalnız"

Bu kadına bayılıyorum. Şarkı sözleri, sesi de mükemmel! Offf!

Tüm eski yazılarıma dair...

Yahu bu arada eski yazılarımı okudum da pek keyifli! Şiddetle okunmasını öneririm! :)P
Özellikle "Tarih 13 Ağustos 2009 Perşembe" başlıklı yazımı okurken her seferinde çok eğleniyorum. A bir de "Bakü Yolları Taştan" başlıklı yazım da favorilerim arasında. Okuyun okuyun da insan olun, heyvan olmayın, medeniyetiniz olsun! :)))) Aaaay çok komik!

Doğum yapacaklar için "Benim hastane çantam" da önerilir.

Şu anki tipimi merak edenler "35 hafta 6 günlük gebe hâli"nden meraklarını giderebilir.

Matruşka başlıklı yazıma dair...

22 Temmuz 2009'da yazmış olduğum "Matruşka" başlıklı yazım özellikle şu günlerde çok ilginç geldi bana. Hissiyatım kuvvetli mi ne? Şaşırdım! :)

hazırlıklar son sürat!

Nihayet dün akşam üzeri bebiş oda takımı geldi. Biraz odunsu, sandığımsı şeyler mi almışız nedir yahu! :) Zaten odanın boyası da istediğimiz gibi olmadı ya, amaaaan canıııımmm olsun boşveeerr! Böyle deneme yanılma yoluyla anca oluyor. Keşke odayı eşyaları internet ortamında canlandırma yoluyla hazırlamaya yönelik programlar olsa! Yoksa vardı da biz mi bilemedik! Tüh tüüühh, vah vaaahh! Hay Allah!

Kendi çantamdan sonra bebeğin çantasını da hazırlamış bulunmaktayım. Tekstil yönünden hazırız yani. Hazırlıksız yakalanmamak gerek. Şimdi Defnecik "merhabaaa" demeye ne zaman hazır hissederse o zaman panik ve de telaşla hastane yolunu tutacağız. Ay çok heyecanlı yahu! Umarım sancılara dayanamayıp "Vazgeçtim, sezaryen olsun!" demem. Gerçi o zamana kadar çektiğim sancı boşa gitmesin diye dayanmalıyım sanırım. Haydi hayırlısı!

29 Mart 2010 Pazartesi

CİCİKOM İÇİN YULAFLI KURABİK TARİFİ

Fotoğrafı ileride ekleyeyim bari! :)

300 gram yulaf gevreği (Eti Yulaf Gevreği zaten bu miktardaymış.)
1 su bardağı Hindistan cevizi
1 çay bardağı şeker
1 yumurta
1 kabartma tozu
1,5 çay bardağı eritilip ılıtılmış tereyağı (istersen sıvı yağ da koyabilirsin ama tereyağı lezzet verir.)
3-4 yemek kaşığı un

Hepücüğünü karıştır. 170° fırında 20-25 dakika pişir.

İstersen içine şeker yerine küçük küçük doğranmış kayısı, ceviz de koyabilirsin.

Afiyet bal şeker olsun!

26 Mart 2010 Cuma

36. hafta

Bu haftayla birlikte doğuma iyiden iyiye yaklaşıyoruz. Telaşlı, heyecanlı biri olmama rağmen şimdilik bi heyecan ya da korku yok. Sadece işler yolunda yürüyecek mi diye meraklıyım, bir de bebişi merak ediyorum nasıl diye. İnşallah sağlıkla doğar. Ben de henüz Braxton-Hicks denen yalancı doğum kasılmaları olmadı. Doğanın bir lütfu imiş gebelere doğumdaki kasılmaların, ağrının nasıl bir şey olacağına dair. Ama deneyimleyen arkadaşlar olmasın daha iyi diyor.

Bakalım nasıl başlayacak doğum eylemi. İlk olarak bebeği enfeksiyonlardan koruyan kanlı akıntı şeklinde mukus mu atılacak ki halk arasında "nişan gelmesi" olarak biliniyormuş. Doğumdan 1-2 gün önce gelebileceği gibi bir hafta öncesinde de olabilirmiş. Yoksa süresi, şiddeti ve sıklığı düzenli olan kasılmalarla mı başlayacak, bilemiyorum. Doğumu asıl başlatan ise amniyotik sıvının boşalmasıymış. Bu sürekli ve birden olabileceği gibi idrar ya da akıntıyla da karıştırılabilecek miktarda da olabilirmiş. Amniyotik sıvının boşalmasıyla birlikte bebeğin gelmesi de çok yakınmış, bu nedenle en kısa zamanda doktorla iletişime geçmek hatta hastane yolunu tutmak gerekmiş. Bakalım benimkinde olay nasıl gelişecek! Korku yok ama belirsizlik biraz ne yapacağım dedirtiyor ne yapacağımı defalarca okusam da.

Bugün yine biraz yoruldum, giysileri yıka, kışlıkların bir kısmını kaldır vs. derken Defnecik de içeriden beni dürtüp durdu, yoruldun artık yeter dercesine. :)