20 Temmuz 2009 Pazartesi

BAKÜ YOLLARI TAŞTAN...



2001'de maymun iştahlılıkla giriştiğim fotoğrafçılık uğraşısını, ne yazık ki sebat etmeyip başladığım gibi bıraktım. Üzerinde durmadığım için pişman olduğum bir şey daha! Suzan'la o zamanlar bir hevesle aldığımız Canon EOS 3000 QD tipi yarı profesyonel yarı manuel makineyi de çok aptalca davranıp satmıştım bir arkadaşa. Pişmanlık duygusunu tatmaya doyamıyorum anlaşılan! İşte o zamanlar gördüğüm her çiçeği böcüğü çeker dururdum. Kale de fotoğraf maceramdan nasibini almıştır.

















Ve yine kale evlerinden bir görüntü ama bu sefer Bakü'deki "Qız Qalası" evleri. Çekim konusunda başarılı değilim belki ama evlerin görüntüsü öyle güzel ki çekim ne kadar kötü olursa olsun yine de güzel görünüyor! Bakü sokaklarının bazıları böyle taşlı. Bence daha antik bir hava veriyor kente bu taş yollar.











Hazar Denizi kıyısında şirin bir kent aslında Bakü. Ankara'dan daha güzel bir kent diyebilirim. Burası sayfiye yeri gibi, herkes şipidik plaj terlikleriyle yazlık elbiselerle ifil ifil dolanıyor ortalıklarda. Gerçi ben Ankara'yı özlüyorum. ANKARAAAA ANKARAAAA GÜZEL ANKARAAAA SENİ GÖRMEK İSTEEERR HER BAHTI KARAAA! :)

Bakü'ye ait diğer izlenimlerimi sıralamak suretiyle aktarayım:

* Bir kere burada çok uç noktalarda bir yaşam göze çarpıyor. Son derece lüks arabaların GUCCİ, VALENTİNO gibi çok çok pahalı mağazaların bulunduğu bu kentte kominist düzenden kalma bir yaşamın devamında avlu içi yaşam da var. Evler yıkık dökük virane hâlinde, insancıklar evlerinin önünde çekirdek çitliyor, çıplak ayaklı küçük kız çocukları küçük, dar, girintili çıkıntılı kötü yollarda koşturuyor. Bakkalcık ve manavcık dediğim barakalarda meyve, sebze vd. satılıyor. Tansaş'ımı özledim çoookk!
* Evet burada kadın erkek herkes parmak arası terlikle dolaşıyor ve oldukça rahat giyim tarzları dikkatimi çekti.
* Müslüman bir toplum ancak yaşamlarında çok fazla yeri olmasa gerek . Bir tane cami gördüm ve 3 haftadır buradayım sadece bir kere ezan sesi duydum.
* Son derece kokoş genç kızlar el ele geziyor. Giyimlerine çok önem veriyorlar ama bazıları gerçekten komik görünüyor. Ne yazık ki gelişmemiş bir toplum.
* Ha, bir de kadınların memeleri kocaman! Sanki başınızı iki memesi arasına alıp sizi boğana kadar orada tutacakmış gibi koca kocalar! :)P
* Ankara'ya gidince her şey çok ucuz gelecek galiba! Burada her şey çok pahalı, tam olarak iki katı diyebilirim. Giyim kuşam, yemek, eğlence ... Sadece benzin ucuz.
* Aa, ilgi çekici bir başka şey de şık va bakımlı olma heveslisi bazı kadınların yazlık elbiselerin altına giydikleri stilettoları çorapla hem de duman rengi tonlarında çoraplarla giymeleri. Gerçekten feci rüküş!
* Çok pahalı arabalar var. O virane dediğim evlerin önünde mercedesler, son model jipler, Türkiye'de olmayan Lexus muydu işte onlardan gırla!
* Buranın insanı gece geç saate kadar parklarda. Burada çok sayıda park var. Çok güzel. Senfonik müzikle su gösterilerine bayıldım.
* Gelişmekte olan kentte çok sayıda inşaat var. Yeni yüksek apartmanlar yapılıyor; bir de eski binalar restore ediliyor çok yerde.
* Salat olarak geçen kıvırcık aldığınızda "A a, bu ölmüş yahu!" demeyin; onu suda beklettiğinizde hiç görmediğiniz kadar yeşil, canlı, çıtır ve de çok lezzetli bir kıvırcık oluveriyor.
* Her evde en az bir odada klima var. Nemli ve çok sıcakbir havası var. Rüzgârı da pek bir etkili. Her evde bir klima var, derken aklıma geldi, Bach korosundayken - ki 3 yıl Ankara Bach korosunda altoydum!- Azeri bir soprano, ülkede sanata çok önem verildiğini her evde piyano olduğunu söylemişti. Bülent de bu bilgiyi doğruladı. Keşke bizim kaldığımız evde de olsaydı. :(
* Her cuma flarmoni orkestrasının konseri izlenmeye değer.
* Gündüz gezdiğiniz yerlerden gece tekrar geçmenizi öneririm zira Bakü gece ışıklar altında çok daha cazibeli!















* Bir de bütün kadınlar aynı kalınlıkta sese sahip. İnce sesli kadına rastlamadım hiç!
* hahaahaha. Bizde Hacı Murat'ların kıç kısmını kaldırmak makbuldür ya burada Hacı Murat misali ladaların önünü kaldırmak yaygın!

Öğrendiğim Azerice sözcükler:

pomidor: domates
kartof: patates
göbelek: (bu çok komik) mantar
göğerti: yeşillik
qatık: yoğurt

hep boğazla ilgili oldu ama! :o)

küçe: sokak
prospekt: cadde, bulvar
kişi: erkek
külek: rüzgar
maşın: araba
kabaq: ön (Trafikte "n'oluyor yahu" demeye kalmadan megafonla "Kabaqda saxla, kabaqda saxla!" diye bir ses duyarsanız durun mutlaka, yoksa vay hâlinize!)
sabah: yarın
seher:sabah
yaz: ilkbahar
yay: yaz
il: yıl (işte bunlar karışıklığa neden olabilecek sözcükler)
rayon: şehir
hamam: banyo
papak: kafa
hamı: hepsi
zibil: çöp
lift: asansör

Bir arkadaşın kaldığı apartmandaki uyarı yazısı görülmeye değer doğrusu!






Komik birkaç cümle:
Başın düşeeeerrr? : Anladın mı?
Ne danışırsaaaaan? : Ne söylüyorsun?
Doğrudaaaan? : Ciddi misin?
Düzdür: Doğrudur.
Xalçalar yuyulur! :))) (İlahi Osman ne tekrarlamıştın bunu!) : "Halılar yıkanır" demek sadece! :)

Evet Bakü'deki 4. haftaya giriyorum; pek başarılı olduğum söylenemez dili çözmek konusunda. Halbuki benim için kolay olmalı ama öyle olmuyor işte; bazı sözcükler bambaşka şeyleri karşılıyor, hızlı da konuştuklarında bi şeycik anlamıyorsunuz.

Bakü'den şimdilik bu kadar!









4 yorum:

cakiltasi dedi ki...

digital makinayla sanatsal çalışmalar yap sen yine de. ne güzelmiş bakü. medeni de bir yer anladığım. türkiye gibi hödük dolu değil demek ki! bir de dine bu kadar düşkün olmamaları sovyet dönemi dinin neredeyse yasak kabul edilmesi sanırım. fettulah amca ama o boşluğu oralarda okullar kurarak gidermeye çalışıyor.
"halılar yıkanır" ın azericesi çok komikmiş.

kerhane işleri nasıl gidiyor hehe.

çitlembik dedi ki...

kerhane! :))) evet bazı sözcükler çok yanlış anlaşılabilir.
doğru bize göre daha çağdaş görünüyorlar. bu arada çok komik bülentin şirketten bi çocuk burada kaldıkları apartmanın camına asılan bir uyarı yazısını facebooka koymuş ben facebooka ekliicem oradan oku çok komik! yani oradan da biraz anlayabilirsin buradakileri. öptüm ciciş! güzel yorumlarını bekliiiim!

Unknown dedi ki...

Merhaba,ben Miraç.Karabağlı,Hocalıdanım,ama Baküde oturuyorum.Şehrimiz için düşündükleriniz beni qururlandırdı,ama açıkcası aynı zamandada baya bi şaşırtdı.Sebebi.ben bütünlükde Türkiyeyi dünyanın en turism ilkeleri sırasında bilirim.yani Türkiye her yıl kocaman bir turist ordusunu ağırlıyor(Her zaman bol olsun İNŞALLAH =)),buda Türk şehirlerinin güzelliğinin kanıtıdır tabi.Dediğim oki,bukadar güzel şehirlerinizi Baküyle kıyaslamanız beni sevindirdi ve beni şaşırtanda buydu,Bakü için söyledikleriniz onur verici,ço-çok teşekkürler )Link-e tesadüfen girdim,Midyat'ın resimlerine bakıyordum.Aşık olduğum 3 şehirden biri,kendisini"Aşka Sürgün" dizisinden hatırlıyorumdur)Sonra "TRT1"de takip ettiğim,"YeşilDeniz" ismindeki bir dizinin çekim yapıldığı yerin ismini arıyordum, Ege bölgesinde olduğunu kesin biliyorumda,fakat tam neresi bulamadım.sonra Bakünün reimlerine ölee bkıyordum buraya giri vedim gayri )))

Memmedov Mehrac dedi ki...

Ha bide,o bazı kadınların öyle görgüsüz giymeleri bizdede alay noktası ve normal kabul edilmiyor,aynı zamanda aşırı makyaj kullanan,ergen tipli kızlarda )